Ana içeriğe git   Paylaşıma git
Sol tarafta yarım ay biçiminde latin alfabesiyle, aşağıda braille alfabesiyle Engelsiz Erişim yazısı ve ortada güneşin içinde uçan bir kuş...

Yakınlaş

     
Ara

Ağanın Çocukları

Arşiv

YazarLevent Açlan

Tarih27.02.2007

Toplam okunma942

.....Sağken adaların ve Anadolu'nun en büyük ağası idi. Tüccar olarak şöhreti yukarıda İzmir'e ve aşağıda Antalya'ya ve daha da ötelere uzanıyordu. Adanın çoğu insanı ve Anadolu'dan daha başkaları onun yanında çalışıyordu: Onun çiftliklerinde ve işyerlerinde yine başkaları ona sünger getirmek için denizlerde, toprak bakmak için tarlalarında ve bahçelerinde çalışıyordu. Ölmüştü ama insanların ruhunda ağalığı hala sürüyor ve onları korkutuyordu. Bir yıl önce onu tabut içinde, sadık adamı Theodosis'in kayığı ile Halikarnasos'dan (Bodrum'dan) getirdiklerinde de böyle, hatta daha fazlası olmuştu...

Böyle başlıyor on dokuzuncu yüzyılın ortasından Cumhuriyet' in ilanına kadar devranını sürmüş bir ailenin öyküsü... Ağanın Çocukları hem içinde sınıfsal çatışmaları, hem de bu çatışmanın toplumsal yapıya etkilerini ve Anadolu Halkının Türk' ü, Rum' u ve envayi çeşit rengiyle nasıl bir yakınlık içinde bulundugunu göstermeklede kalmıyor,  bugün içine düştüğümüz karanlık tablonun adeta tirajik  bir kontrastını da oluşturuyor.

İnsan düşünmeden edemiyor;1914-1918 Osmanlı' nın son demleriyle 1980 ile günümüz Türkiye' sine bakınca bir yerden bir yere göçme yada göç ettirme olayı düşünülünce,  hoşgörüsüyle övünülen bu coğrafyada gerçekten de övünmeye ne ölçüde hakkımız olduğu sorusunu getirtiyor akla.…

Sade dili ve kısa cümleleri kitabın okunmasınıda oldukça kolaylaştırıyor. Roman fonda Ege kıyılarının canlı doğasını, Türk ve Rum gelenek ve göreneklerini,yönetici sınıflarla halkın ilişkisini; okuyucuyu sıkmadan yalın üslubuyla tereyağından kıl çekercesine anlatmayı başarmış.

Siyasal olarak Lozan' da sonuçlanan Azınlıklar meselesine bir de insani yaşanmışlıklar penceresinden yaklaşmaya çalısan yazar açıkçası bana şu soruyu sordurttu:

“Azınlık, çoğunluk, daha eski olmak, daha yeni olmak gibi niceliksel farklar gerçekten, hangi anlayışı ne ölçüde haklı kılabilir? Yada bu vb farklar bir şeylere izin verir mi? İnsani değerleri, Doğaya saygıyı, yok sayma anlayışını hangi rasyonel tavırla izah edebiliriz?”

Ayrıca bu romanın konusu olan Anadolulu Rumların yanı sıra birde Yunanistan' dan mübadele sebebiyle göç ettirilen Türklerin de yaşantılarını ve mübadele sürecini nasıl geçirdiklerini oldukça merak ediyorum. Ve yine sormadan edemiyorum! Anadoludan göç hikayelerini az çok okuruz da Yunanistan' dan yapılan göçlerle ilgili ben bugüne kadar hiçbir şeye neden  rastlamadım? Bu da ayrıca üzerinde düşünülmesi ve incelenmesi gereken bir konu diye düşünüyorum.

Ağanın Çocukları özetle: Anadolulu bir Tüccar ve onun ailesinin çevresinde genişleyen  tarihsel bir  burjuva öyküsü.

Yazar öyküyü ele alırken tarihsel ve toplumsal dokuyu mümkün mertebe oldugu gibi yansıtmaya çalışarak gerçekçi bir dil yakalamayı hedeflemiş.

 

Ağanın çocukları üstüne:

 

İraklis Mandakas Aganın üç oğlu ve bir kızı vardır.

Nikolas evin en büyük Oğludur, karakteri güçlü görünen ve her an yıkılabilecek bir cam saraya benzer. Avrupa'da Eğitim görmüş, ateist oldugunu söyleyip  her türlü Dinsel  inanca karşı saldırmakla beraber,   karısının dogum yaptıgı  bolumde kapıda dua ederken karakterindeki paradoksları ve onun ilerlemeci mizacını tüm çıplaklıgıyla görürüz.

Alkilyadis, tam bir Oblomovdur ve bundan son derece memnundur.

Ailenin belki de sürünmekten kurtulamayacak en talihli görünen,  aslında en serkeştçede    yaşayanı  oldugu içinde sonunda beş parasız kalıp  kardeşi Aris' in evine sıgınmak zorunda kalır. Aris ise, tüm toyluguna karşın babası gibi hırslı ve çalıskandır. Hele babasının evlatlıgı olan Emin' le olan dostlukları yazarın idealize etmesine gerek kalmadan başlıbaşına tüm hikayenin özeti denilebilecek bir olguya işaret eder ki bu da Yanis Mangles' in dünya görüşünü oldugu gibi yansıtır. Emin ise, dönemin yerleşik Türk ve İslam normlarının belirledigi hayat anlayışını kendi hayatında farklı şekilde yaşamayı benimsiyor.

Çorbacım dediği Rum ağa İraklis Mandakas’ın ve O’nun ailesiyle beraber Rum adetlerini de benimsiyor. Bu da Anadolu' da nasıl bir kültür alışverişi oldugunu, ve bu heterojen toplum yapısının, farklılıkları nasıl olumluya doğru evrilttiginin güzel bir örneği olarak tüm sadeliğiyle karşımıza çıkıyor.

Romanda kardeşlik, dinsel yapı,  karakterlerin ağzından samimi fakat naif   bir üslupla sorgulanmasının yanısıra, ogünkü dünya politik konjoktüründeki siyasal ve ekonomik değişkenlerin etkisinde biçimlenen ideolojilerin ufak ufak nasıl ete kemiğe büründüğünü ve bu durumun dünya için nasıl felaketler doğurmaya gebe oldugunun ipuçlarını da veriyor.

Romanın en etkileyici sahnelerinden biri de torun İraklis Mandakas' ın bir gece ahalinin oturdugu kahvedekilerle girdigi çocukça münakaşa  sonunda çok sevdigini söyledigi atını kulagından vurarak öldürmesidir ki bu benim aklıma hemen Emil Zola'nın Jerminal'indeki Trampetin maden ocagında çöken galerilerin tıkadıgı tünelde suyun  dolmasıyla atın boğularak ölmesi sahnesini anımsattı.

Mekan ve zaman kavramları oldukça belirgin olan romanda duru anlatım, canlı karakterler, bölgenin gerek folk gerekse de genel anlamdaki kültürünü de başarılı biçimdeaktarmadaki ustalığı yazarı okunmaya değer kılan diger özellikleri...

 

Yanis Manglis Ülkemizde pek tanınmayan bir yazar olmasına karşın çevirmenin de değerli katkıları sayesinde Türkiyedeki kitap severlerin bu şarap tadında deniz kokulu dili seveceklerine inanıyor, yazarın kendine has bir okur kitlesi bulacağına inanıyorum.

 

- Yazar Hakkında

 

Yannis MANGLİS

..1909 - .. (Kalimnos)

1920 sonlarına doğru ailece Le Havre'a (Fransa) yerleştiler. Orada liseye gitti. Çok geçmeden geri döndüler. Yazar 23 yıl ticaret gemilerinde ve sünger

teknelerinde çalıştı. Yazı hayatı 1940'da başlar.

Yunan edebiyatının zirvedeki yazarlarından biri olan Yannis Manglis'in tek bir ilgi alanı vardır: "Kardeşlerim" dediği insanlar. Bütün eserleri, bu kardeşlerine duyduğu şefkat ve sevgiyle dolup taşmaktadır.

Yazar, pek çok telif eserin yanı sıra Fransızcadan Yunancaya çeviriler de yapmıştır. N. Kazancakis'in Toda Raba'sı ile Panait İstrait'nin Kira Kiralina,

Angel Dayı'sı ve Kodin'de bu çeviriler arasındadır.

Yannis Manglis'in eserlerinden birkaçı şunlardır.

Deniz Mahkumları, Barbarlar, Bataklığa Yolculuk, Ege Kaçakçıkları, Günahkarlar Yoktur, Kardeşlerim İnsanlar, Güneşin ve Denizin Çocukları, Daha Güneş Batmadı,

Rüzgar Kapımızı Çaldı, Ağa.

Ayrıca tiyatro eserleri de vardır.

Bu kitabı Getem' in sitesinden de bulabilirsiniz.

Paylaş:

Google Plus LinkedIn

Yorumlar

Kayıtlı yorum bulunmuyor. İlk yorum yapan sen ol.

Yorum Ekle