Ana içeriğe git   Paylaşıma git
Sol tarafta yarım ay biçiminde latin alfabesiyle, aşağıda braille alfabesiyle Engelsiz Erişim yazısı ve ortada güneşin içinde uçan bir kuş...

Yakınlaş

     
Ara

Bay Baston'un Güncesinden

Yorum ve Yazılar

YazarBay Baston

Tarih17.04.2010

Toplam okunma642

17 Nisan 2010

02:52

İstanbul

 

Selam dostlar!

Hep sanal alemde boyuma bosuma, fiyatıma ilişkin bilgileri okuyacak değilsiniz ya, biraz da yazdıklarımı okuyun.

Aslında hayatımın monotonlaşmasından, bir başka deyişle rutine binmesinden sıkıldığım için yazmaya karar verdim. Bizimkinin de uyumasını fırsat bilip geçtim bilgisayarın başına!

Ha “bizimki dediğin kim? Sen kimsin?” Diye soracaksınız şimdi siz. Durun siz sormadan ben anlatayım.

Ben bir bastonum. “O zaman bizimki dediğin de yaşlı bir erkek yada bayan” diyeceksiniz. Bilemediniz! Haydi biraz daha lastik ucu, aman! İp ucu vereyim.

Ben beyaz bastonum. Neyse ben sizi fazla zorlamadan sorunun cevabını vereyim. Bizimki görme engelli, orta yaşlara yaklaşan bir bey. Ben de kendi lisanımca ona yürürken önündeki engelleri söyleyen yardımcısı. Gerçi o arkadaşı olduğumu söylüyor ama…

Ne zaman bıraktığı yerden düşsem “neden düşüyorsun arkadaş!” diye mırıldanıyor. Bu sözü sinirli bir ses tonu ile söylese bile hoşuma gidiyor. İçinde “arkadaş” kelimesi var ya!

Sinirli dedim de; bastonlar da sinirlenir biliyormuydunuz? Hele hele benim gibi İstanbul’da yaşıyorsanız! Küçük şehirlerde yaşayan kardeşlerime hiç tavsiye etmem büyük şehri. Tabi sahipleri büyük şehirde yaşamaya karar verdilerse onların pek söyleyecek sözü olmuyor. Aslında onlara da tavsiye etmem amma, ne yaparsın ekmek parası, eğitim vs. Ne demiş insanoğlunun ataları; “kişinin memleketi doğduğu yer değil, doyduğu yerdir”. Büyük şehir lafı bile sinirden lastiğimi titretmeye yetti de arttı. Burada sinirlenmek için o kadar sebep var ki, hepsini anlatsam ne sizin, ne de benim zamanım yeter buna. Peki hiç mi iyi yönleri yok büyük şehirde yaşamanın Diyeceksiniz. Tabiî ki var! Ama yine de bazen baston düşünmeden edemiyor iyi ve kötü yönlerini bir terazinin kefelerine koysak hangisi ağır basar diye.

Eh! Size doyum olmaz ben yavaştan kaçayım. Bizimki uyanıp da beni fark ederse ayıkla pirincin taşını!

Ona çaktırmadan hareket edebilirsem, siz okurlarımla neler neler paylaşacağım.

O! bu yazarlık işine de ısınıyorum herhalde. Baksanıza daha ilk günden okurlarım demeye başladım.

Paylaş:

Google Plus LinkedIn

Yorumlar

Kayıtlı yorum bulunmuyor. İlk yorum yapan sen ol.

Yorum Ekle