Ana içeriğe git   Paylaşıma git
Sol tarafta yarım ay biçiminde latin alfabesiyle, aşağıda braille alfabesiyle Engelsiz Erişim yazısı ve ortada güneşin içinde uçan bir kuş...

Yakınlaş

     
Ara

Bir İmza Varmış, Bir İmza YOkmuş

Yorum ve Yazılar

YazarHakan Kılıç

Tarih06.11.2009

Toplam okunma546

Bir varmış, bir yokmuş. Şey pardon bir imza varmış, bir imza yokmuş. Masalımız böyle başlıyor. İlk imza sanırım tuğralardı padişahların kullandığı. Daha sonraları ise imzadan önce parmak basma vardı. Sonra ülkemizde okuryazar sayısı arttıkça imza kişinin kendini ispat ve temsili oldu. Buna karşın okuması yazması olmayanlar yine bir mürekkep ıstampasına önce başparmağını basar sonra da kağıda basar buda imzası yerine geçerdi. Bu iş biraz kirli oluyor diye sonra mühürler çıktı, kişinin ismi veya adı ile soyadı yazan. Bu sayede parmaklar mürekkepten kurtuldular. Altına parmak basarım yerine artık altına imza atarım da sözcük literatürümüze girdi. Neyse geçmişi bir tarafa bırakıp yakın tarihe ordan da bu güne gelelim. Her yaptığı olay olan her gün televizyonlarda olan Sayın Hülya Avşar bir imza gününde kendi el yazısı ile hayranlarına imza vermek yerine, imzasının kaşesini yaptırmış onunla güya imzalamıştı hayranlarına fotoğraflarını. Bu da magazin, aman bunu boş verelim ve doksanlı yılların sonuna gelelim. Bir imza vardı dört tekerliği olacaktı ve bilmem kaç beygiri de olacaktı. Kırat, doruk at falan değil ya hatırlayın hani adı imza olacaktı da, logosu ise Fatih Sultan Mehmet’ in tuğrası olacaktı. Bu fikirde Jetpa, yani Fadıl Akgündüz’ den çıkmıştı. Bu imza da hikaye oldu sanırım. 2005 Yılına kadar görme engelliler tek başlarına bir imza atamıyorlardı. Hiçbir resmi işlem yapamıyorlardı. Hatta bir ay emek sarf et çalış çabala aylık hak et ama bankaya gidince ben sana vermem arkadaş bana iki şahit getir de öyle vereyim paranı diyorlardı. Adamlar görmüyor ama imzaları var atıyorlar ama bu imzaları iki şahit olmadan gören gözler görmüyoruz diyorlar. Buda güzel bir anıydı. 2005 Yılında çıkan özürlüler yasası ile bu ayırdımcılık ortadan kalktı. Ve kişiler; bu beni simgeler, benim imzam deme hakkına sahip oldular. Buda uzun sürdümü, sürmedimi bilmiyorum ama yıl 2009’ u gösterene kadar. Ekim ayı içinde görüşülen borçlar kanunu içerisinde Ak parti ile Chp ortak mutabakata varmışlar, yasa tam geçerken,  Mhp milletvekili  Faruk Bal kanunun yeni 15. maddesinde sadece görme engelliler ibaresi eklemesi ile yine 2005 öncesine dönüldü. İki şahit olmadan ben seni ve imzanı tanımam kardeşim deniliyor. Buna bütün görme engelliler tepkili. Bence bir sorun var, boşuna kızmasınlar Türkçede görme engelli diye bir kavram yok. Türk Dil  Kurumu literatüründe kör geçiyor, bende derim ki ben görme engelli değilim körüm bu beni ifade etmiyor. Bu işte kıvrak Türk zekası ile aşılır. Bu arada Faruk Bal’ a sormuşlar neden böyle diye oda şu cevabı vermiş. Ayrımcılık yok görmeyenlere karşı, bilakis aksine koruma altına alınıyor bu yasa ve maddesi ile demiş kendileri. Neyse bu bir imza varmış, yokmuşun son varmı yokmusu ise şu. Bu hafta darbe bildirgesi olarak yayınlanan ve ıslak imza diye anılan bir albaya ait olduğu söylenen kağıt ve imza konusu. Bu konuda birçok kesim albaya ait derken albay bana ait değil diyor. Buda benim işim değil yargının işi. o kesin hükmü verecektir. Bu işin sonunda da şunu öğrendik insanlar iyice hantal olacaklar ıslak imza atan makinelerin olduğu da bilinir oldu ve kim bilir kaç meraklı bu makinelerden alacak. Kendisi imza atmayıp makineye imza attırmak için. Gelen misafirlere de bak kardeşim adam yapmış ya, insan gibi imza atıyor şu teknolojinin gözünü seveyim diyecek bir de gevrek kahkaha atacak ki parası var makineyi almış. Yani parayı veren düdüğü çalmış. Gelelim kıssadan hisseye. Bazıları görür bu imza bizim demezler. Bazıları görmez bu imza benim, beni temsil ediyor der, arkasında durur. Haydi oradan derler bana iki şahit getir ki bende gördüğüme inanayım da bu imza senin olsun. Bu işler sürer gider gelecek kuşaklara çok Nasrettin Hoca’nın güncel versiyonu nüktedan anlatımlar kalır. İki şahit denince geçmiş yılarda bir haber okumuştum. Tam olarak şu an nerde okudum hatırlamıyorum. Vatandaşın doğum tarihi olarak 30 Şubat gözüküyormuş. Reşit olunca canına tak etmiş nüfus müdürlüğüne gitmiş. Benim doğum günüm 30 Şubat gözüküyor, eeee ne olmuş kardeşim bunda ne var ki yılın bir günü hepimiz bir günde doğmuşuz senin günün de o rahatsızmısın bundan? Evet rahatsızım,  çünkü böyle bir gün yok takvimde deyince. Ben anlamam kardeşim öyle yazılmış, eğer değişsin istiyorsan iki şahit al getir bana ispat et kanun böyle demişler vatandaşa. Bende yazının sonuna geldim ama imza atmayacağım adımı yazacağım. İmza var mı, yok mu? Belli değil bari adımı yazayım da baki kalsın.

 

            Hakan Kılıç

 

Paylaş:

Google Plus LinkedIn

Yorumlar

Kayıtlı yorum bulunmuyor. İlk yorum yapan sen ol.

Yorum Ekle