Ana içeriğe git   Paylaşıma git
Sol tarafta yarım ay biçiminde latin alfabesiyle, aşağıda braille alfabesiyle Engelsiz Erişim yazısı ve ortada güneşin içinde uçan bir kuş...

Yakınlaş

     
Ara

DİSLEKSİ (ÖĞRENME BOZUKLUĞU)

Engellilikle İlgili Merak Edilenler

Tarih22.07.2005

Toplam okunma31755

DİSLEKSİ NEDİR?

Disleksi dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur. İlkokula başlayan disleksili çocuklarda eğitim alabilecek zihinsel gelişim henüz tamamlanmadıgı için okuyamazlar, yazamazlar ve matematiksel işlemleri kavramada zorluk çekerler. Ancak bu onların zeka düzeylerinde bir sorun olduğunu göstermez. Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Fakat bazen hastalık farkedilmeyebilir.Disleksililer zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler. Buna önemli kanıt disleksili olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılardır: Albert Eistein, Leonardo da Vinci, Tom Crouse, Mickey Mouse gibi. Disleksi’li çocuklarda dikkat bozukluğu da görülür. Bu nedenle bu çocuklara bir uzman tarafından sistemli bir dikkat eğitimi verilmelidir.Sözel, işitsel, görsel eğitim metodları seçilmelidir. Sınav sorularını çabuk okuyamazlar ve cevapları yazamazlar. Bu nedenle bu çocuklara sözlü sınav yapılması daha etkin olur. Çoktan seçmeli sınavlarda (test) daha başarılı olurlar.

DİSLEKSİ TÜRLERİ

Disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksi doğum öncesi ,doğum sırasında ve doğum sonrası komplikasyonlara bağlı olarak üçe ayrılır. Doğum öncesi disleksiye, yetersiz ve dengesiz beslenme, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar ve bilinçsiz ilaç kullanımı etken olabilir.Uzun ve zor doğum plesenta anomalileri doğum sırasında oluşan disleksiye ,doğumdan sonra bebeğin nefes almasındaki gecikme ve geçirdiği ateşli hastalıklar da doğum sonrası oluşan disleksi sebeplerindendir. Kalıtsal etmenlere bağlı olarakda disleksi ortaya çıkabilir. Disleksi okuma sorunu, yazmada meydana gelen ve matematiksel işlemlerde meydana gelen işlemler olarak ayrılır ve farklı adlar alır. • Okuma sorunları reading disorder diğer adıyla Dyslexia • Yazma sorunu Disgraphia • Matematiksel işlemlerden kaynaklanan sorunlar dyscalculia terimleri ile adlandırılır. Disleksi üzerine ilk çalışan nörologlardan Samuel T. ORTON disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemiştir. Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk. b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi. Okurken kelime atlamak. Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak. Yazı yazmada zorluk. Gecikmiş ya da yetersiz konuşma. Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk. Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar. Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik Erken tanı bu çocukların gelecekte alacakları eğitimin tespiti açısından çok önemlidir.Bu konuda çocuğa yardımcı ve destek olunmalıdır. Bu da veli-öğretmen-psikolog işbirliği ile olmalıdır. International Hospital Disleksi Hakkında Velileri ve Öğretmenleri uyarıyor: Öncelikle disleksi sorunu yaşayan çocukların ‘hasta’ olarak tanımlanamayacağına, hatta bu çocukların ‘özel’ olduğuna dikkat çeken Psikolog Ferahim Yeşilyurt, disleksi’nin nedenlerini, görülme sıklığını ve disleksi ile ilgili gerçekleri açıkladı. Yeşilyurt, ‘Anne baba olarak sorunun nedeni olabileceğini düşündüğünüz konularda birbirinizi suçlamayın. Bu durumu kabullenerek, çözüm arayışına yönelin!’ diyerek öncelikle anne babaların bilinçli olmaları gerektiğini vurguluyor.

DİSLEKSİ’NİN NEDENLERİ

Disleksi’nin nedeni kesin olarak bilinmemekte. Ancak sebepler üzerine çeşitli görüşler bulunuyor: Doğum öncesi annenin yetersiz beslenmesi, Geçirilen enfeksiyonlar, Doğum esnasında plasenta ve göbek kordonu anomalileri, Doğum sonrası erken dönemde ateşli bir hastalığın geçirilmesi Başa alınan darbeler ve kalıtım

HANGİ ÇOCUKLARDA DİSLEKSİ GÖRÜLEBİLİR?

Disleksi, gelişimsel okuma bozukluğu olarak da nitelendirilir. Bu tanıma uygun çocuklara ait özellikler şöyle sıralanabilir; Harfleri ya da rakamları ters algılayabilirler. Örneğin, 6 yerine 9, 9 yerine 6 diyebilirler. Okurken cümle içerisinde kelime atlamaları görülür ya da farklı satırlardan okumayı sürdürebilirler. Yön tayininde güçlükler yaşayabilir, sağını solunu öğrenmekte zorlanabilirler. Uzaklık ve derinlik algılamasında sorunlar yaşayabilirler. Bu nedenle bir tepsiyi taşırken devirebilir, ya da elindekileri daha sık yere düşürebilir, bazen de eşyalara çarpabilirler. Benzer sesleri (d-t, f-v, b-p, k-g, c-ç gibi harfleri) birbirine karıştırabilirler. Hece içindeki harfleri yerlerini değiştirerek farklı okuyabilirler. Örneğin, at yerine ta ya da ve yerine ev diyebilirler. Haftanın günlerini ardı ardına saymakta zorlanırlar. Ödevlerini yapmayı unuturlar. Anne-babaların sık sık bu konularda uyardıkları ve bazen de çocukları yalancılıkla suçladıkları görülmektedir. Dün-bugün ve yarın gibi zaman kavramlarını sıralamada güçlük çekerler. Arkadaşları ile ilişkileri genellikle sorunludur.

HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR? CİNSİYET FARKI VAR MIDIR?

Genellikle ilkokula başlanıldığı sırada, okumaya başlangıç aşamasında kendini gösterebilir. Bu çocukların tahtaya yazılan yazıları defterlerine not etmeleri de zor olmaktadır. Defterlerde genelde uzun cümlelerin yerine kısa cümleler ve kelimeler bulunur. Bazı kelimeleri yazmayı unuttuklarından cümleler bazen anlaşılmaz olabilir. Yapılan araştırmalarda erkeklerde kızlarına oranla 3-4 kat daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir.

GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?

Disleksi çok bilinmemesine rağmen toplum genelinde önemli bir sorundur. Disleksi’nin görülme sıklığının normal popülasyona göre %8-10 arasında olduğu kabul edilmektedir. Disleksi solaklarda daha yaygın olarak görülmektedir.

DİSLEKSİ VE ÇOCUĞUN DUYGUSAL DÜNYASI

Bu çocuklar toplum içinde belki de en sık eleştirilen, suçlanan ve yargılanan çocuklardır. Okul başarısızlığı nedeniyle tembel, dağınıklığı nedeniyle savruk, sağını solunu karıştırması nedeniyle aptal, bazı harfleri karıştırması nedeniyle dikkatsiz, daha sık düşmesi ve eşyaları devirmesi nedeniyle sakar şeklinde birçok yargıya maruz kalmaktadırlar. Böyle bir durumda öğretmen ve aile çocuğa yüklenirken, çocuğun kendisi de aslında ne olduğunu anlamamaktadırlar. Çocuğun elinden gelen çabayı göstermesine rağmen başarılı olamaması özgüvenini azaltabilir ve kendi içine kapanmasına neden olabilir.

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ GERÇEKLER

Disleksi yaygın bir sorundur. Toplumsal yaygınlığı %8-10 oranındadır. (Yani 500 kişilik bir okulda yaklaşık 40-50 öğrencinin disleksi olma ihtimali bulunmaktadır.) Disleksi bir zeka düşüklüğü göstergesi değildir. Hatta bazıları üstün zekalı da olabilir. Okuma güçlüğü yaşayan pek çok çocukta zeka geriliğinden şüphelenilmiştir. Oysa disleksi de çocukların zekasının normal ve çoğu zaman da normalin üstünde olduğu bulunmuştur. Disleksi yaş ilerleyince kaybolmaz. Yetişkin hayatında da yavaş okuma ve güç okuma şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle küçük yaşlarda üzerinde durulması gereken bir konudur. Disleksi’nin çözümü için en geçerli yöntem özel eğitimdir. Disleksi yaşayan bir çocuğun hayatta başarılı olamayacağı kanısı doğru değildir. Einstein, Leonardo da Vinci gibi bilim adamları da aynı sorunu yaşamış ama oldukça başarılı olabilmişlerdir. Öğrenme Bozukluğu (Disleksi) \\\"Haftanın günlerini öğrenebilecek mi?\\\", \\\"Mars’ta yaşam üzerine konuşabiliyor, ama 2 ile 2’yi neden toplayamıyor?\\\", \\\"Niye okulda iyi değil?\\\", \\\"dede\\\"yi neden \\\"bebe\\\" diye okuyor?\\\", \\\" b ve d harfleri arasındaki farkı göremiyor mu?\\\", \\\"Anlamını bildiği bu kelimeleri neden okuyamıyor?\\\" \\\"Neden aklı kadar başaramıyor?\\\", \\\"Dört farklı aritmetik probleminin hepsine birden neden aynı cevabı veriyor?\\\", \\\"Çok iyi bir çocuk, çok çalışıyor ama neden yapamıyor?\\\", \\\"Her yıl aynı noktada, sanki yalnızca yaşı büyüyor\\\". Anne babalarda bu soruları uyandıran çocuk kimdir? Onlar okulda başarısız, ama zeki çocuklardır. Bu çocuklar \\\"çini\\\"yi \\\"için\\\" diye okurlar. 41’i 14 yazarlar, p’yi d, d’yi b yazarlar ve bir kelimeyi oluşturan harflerin sırasını hatırlayamazlar. Ödevlerini tahtadan alamazlar, kaybederler, kitaplarının yerini unuturlar, eşyalarını kaybederler, içinde bulundukları yılı, günü ve mevsimi ayırt edemezler. Kahvaltıya öğle yemeği diyebilirler; dün, bugün ve yarını karıştırabilirler. Gördüklerini hatırlayamazlar ya da zihinlerinde canlandıramazlar. Bu çocuklar sınıfta öğrenemezler. Bu çocuklar, bir cümle ya da fikrin ortasından başlayabilirler ya da bir cümlenin ortasında durabilirler. Bazı durumlarda toplama, çarpma yapabilirler; ama çıkartma ya da bölme yapamazlar. Kimi zamanda matematiği yalnızca zihinden yapabilirler, ama yazamazlar. Kelimeleri yüksek sesle okurken harfleri ve heceleri atlayabilirler ya da ekleyebilirler. ALTI YAŞINA GELEN tüm normal çocuklar artık bir eğitim alabilecek zihinsel gelişim düzeyine gelirler. Okula giderler ve ilk öğrendikleri şey okumaktır. Öğrenme bozukluğu adı verilen sorunu yaşayan çocuklarda ise bu hazırlık henüz tamamlanmamıştır. Öğrenmeye yardım eden zihinsel organizasyon bazı bakımlardan yeterli değildir. Okuyamazlar, yazamazlar, matematikte zorluklar yaşayabilirler; ancak zekâ düzeylerinde bir sorun yoktur. Bu çocuklar, özellikle öğrenme bozukluğunun tanınmadığı toplumlarda okulda ve ailelerinde \\\"anlaşılamama\\\" sorunu yaşarlar. Okuyamadıkları ya da yazamadıkları için zekâ düzeylerinden kuşku duyulur. Aileler paniğe kapılır, öğretmen öğretememenin sıkıntısını duyar ve giderek büyüyen bir sorunlar yumağıyla çoğunlukla herkes çocuğa yüklenir durur. Tabii bu yüklenme biraz boşadır, çünkü çocuğun bu farklı durumuna ilişkin pek bir şey bilinmiyordur. Yalnızca öğretmek vardır. Bu tablonun sergilendiği bir çocuk için bir doktor \\\"nörolojik bir olgunlaşmamışlık\\\" ya da \\\"minimal beyin disfonksiyonu\\\"; bir eğitimci \\\"öğrenme bozukluğu\\\" adlandırmalarını kullanır. Öğrenme bozukluğunun son yıllarda en çok kabul gören tanımı 1988 yılında ABD Ulusal Öğrenme Bozukluğu Birleşik Komitesi (NJCLD) tarafından yapılmıştır. Bu tanıma göre, \\\"Öğrenme bozukluğu genel bir terimdir ve dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren heterojen bir bozukluk grubudur\\\". Bu bozuklukların bireyin yapısıyla ilgili olduğu ve merkezi sinir sistemindeki işleyiş bozukluğuna bağlı olduğu varsayılıyor. Ayrıca kendini idare etme, sosyal algılama ve sosyal etkileşim sorunları da birlikte görülebilir. Bu tanım, sorunun yaşla birlikte düzelmediğini ve öğrenme bozuklukları ile öğrenme sorunlarının farklı olduğunu vurgulamaktadır. Öğrenme bozukluğu, genel kapsamlı bir terim; çünkü, çok sayıda sorunu içeriyor. Örneğin, okuma sorunları için disleksi (dyslexia), yazı sorunları için disgrafi (disgraphia), matematik sorunları için diskalkuli (dyscalculia) terimleri kullanılıyor ve öğrenme bozukluğu bu sorunların tümünü içeriyor. Öğrenme sorunlarından diğer bir grup da hiperaktivite ve dikkat eksikliği bozukluğu gibi terimlerle adlandırılıyorlar. Öğrenme bozukluğunun ortaya çıkmasının tek bir nedeni yok. Doğum öncesi (yetersiz beslenme, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, ilaç kullanma...), doğum sırasında (uzun ve zor doğum, plasenta ve göbek kordonu anomalileri...), doğum sonrası (doğumdan sonra nefes alana kadar geçen sürenin uzunluğu, erken yaşta ateşli hastalık, başa hızlı darbe...) ve kalıtsal (ailelerde öğrenme bozukluğu olan başka kişilerin de olması) etmenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Öğrenme bozukluğunun ortaya çıkma nedeni ne olursa olsun, önemli olan ailelerin ve eğitimcilerin sorunun varlığını kabul edip çözüme yönelmesidir. Bu çocukların aileleri doğal olarak diğer anne babalara göre farklı duygular yaşarlar. Kimisi sorunun nedenini dışarıda görür ve çözümü, okul-öğretmen gibi dış etmenleri değiştirmekte arar. Kimisi suçluluk duyar, kızgınlık hisseder. Endişe veren bu durum, anne babaları depresyona kadar sürükler. Tüm bunlar, aslında sorunun varlığını kabul edememeyle ilgili tepkilerdir. Çocuk ve anne baba açısından en olumlu yaklaşım, anne babanın sorunun varlığını kabul ederek, çocuğa yardım yoluna geçebilmesidir. En uygun ve yeterli yardımın verilebilmesi şansı \\\"Evet, benim çocuğumda öğrenme bozukluğu var.\\\" diyebilmeyi yürekten başarmayla artar. Öğrenme bozukluğu olan çocuk neler hisseder, neler yaşar? \\\"Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.\\\", \\\"Ben yeterince iyi değilim.\\\", \\\"Ben aptalım.\\\", \\\"Ben geri zekâlıyım.\\\", \\\"Kimse beni sevmiyor.\\\" gibi duygu ve düşünceler öğrenme bozukluğu olan ve psikolojik destek almayan çocukların hissettiklerinden yalnızca bir kısmı. Bu cümlelerden de anlaşılacağı gibi öğrenme bozukluğu nedeniyle yaşantısının ona sunduğu deneyimler, onun kendine ilişkin olumsuz düşünceler geliştirmesine yol açar. Çünkü, ailesi ya da öğretmeni çoğunlukla yalnızca olumsuz yönleriyle ilgilenir; olumlu yönleriyle ilgilenen pek olmadığından kendini sevmemesine ve kabul etmemesine yol açan duygu ve düşüncelere sahip olur. Kendi dünyasını hep yanlışlardan (yanlış yazan, yanlış okuyan, yanlış hesaplayan) oluşan bir dünya olarak algılar ve sonuçta kendini \\\"yanlış\\\" bulur hale gelir. \\\"Benim neyim var?\\\" sorusunu çok sık sorar. Bu noktada özellikle anne baba ve öğretmenin çocukla etkili bir iletişim içinde olması çok önemlidir. Duyulmaya ve anlaşılmaya çok gereksinimi vardır. Gerçekte zeki olduğunu, ama öğrenmek için diğerlerine göre daha çok zaman harcaması gerektiğini ve yavaş da olsa bir gün mutlaka yapacağını bilmeye çok gereksinimi vardır. Benlik algısının güçlenmesi için kendiyle ilgili olumlu mesajlara da çok gereksinim duyar. Çoğunlukla diğerlerinin beklentilerini karşılayamadığı için kızgındır. Kendine kızgındır. Geç olgunlaştığı için bağımsız bir birey olmak adına kazanacağı becerileri daha geç kazanır. Toplu taşım araçlarını kullanmak, para hesabı yapmak, basit yemekler pişirmek, saati anlamak, masa hazırlamak, yatak toplamak, telefon kullanmak gibi işleri kendi başına başarmayı öğrenmek ona iyi gelir. Çünkü, bağımsızlığa geçişte bu becerileri kazanmış olmak oldukça önemlidir. Akıllıyım, Yaratıcıyım, Disleksiliyim En sık rastlanan öğrenme bozukluklarından olan disleksi ile ilgili ilk bulgular, 1896 yılında bir İngiliz doktor olan W. Pringle Morgan tarafından elde edildi ve British Medical Journal’da yayınlandı. Morgan makalesinde 14 yaşında olan Percy adındaki erkek çocuğunun her zaman akıllı ve zeki bir tutum içinde olduğunu, yaşıtlarıyla kıyaslandığında oyunlarda hızlı olduğunu ve arkadaşlarından geride kalan hiçbir yönü olmadığını, ancak okuyamadığını belirtiyordu. Bu dönemlerde disleksinin görme sistemiyle ilgili olduğu düşünülüyordu. Çünkü, disleksinin en belirgin özelliklerinden biri harflerin ve kelimelerin karıştırılması ve tersten algılanmasıydı. Bu bakış açısından yola çıkan bir düşünceyle disleksiyle baş etmek için göz eğitimleri yaptırılıyordu. Daha sonra yapılan çalışmalar ise disleksinin görmeyle ilgili bir bozukluk olmayıp dil sistemiyle ilgili bir bozukluk olduğunu ortaya koydu. Bugün göz eğitiminin disleksiyle yaşamayı kolaylaştırmadığı da artık kesinlikle kabul gören bir gerçek. Bugünkü bilgilerin ışığında, disleksi, fonem adı verilen dil birimlerinin birbirinden farklılıklarının ayırt edilmesi sırasında ortaya çıkan bir bozukluk. Disleksi, genellikle çocukluk döneminde, okumaya başlama aşamasında fark ediliyor. Bir hastalık değil, ama okumayla ilgili zihinsel süreçlere ilişkin bir farklılık. Bozukluğun bilim adamlarına en çok zorluk çıkaran yönlerinden biri de bu özelliği taşıyan çocukların hiçbirinin birbiriyle tam bir benzerlik içinde olmaması. Bu bozukluğu taşıyanların en belirgin özelliği aynı yaş ve zekâ düzeyindeki diğer çocuklara kıyasla okuma düzeylerinin daha düşük olması. Okuma düzeyinin düşüklüğü örneğin, ilkokul dördüncü sınıftaki bir çocuğun okuma düzeyinin ikinci sınıftaki bir çocuğunki gibi olması anlamına geliyor. Bu durumdaki bir çocuk \\\"okumada iki yıl geride\\\" olarak adlandırılıyor. Böyle bir çocuğun okuma düzeyinin düşük olmasının nedeni her durumda disleksi olmayabiliyor. Disleksi olmayıp okuma sorunları yaşayan çocukların olduğu da unutulmaması gereken bir konu. Okumayı sınıf düzeylerine göre değerlendirmek bazı yönlerden yeterli olabilir; ancak yanıltıcı da olabilir. İlkokul dördüncü sınıftayken iki yıl geride olan bir çocuk, lise ikinci sınıfta olup, iki yıl geride olan bir çocuğa göre büyük zorluklar içindedir. İlkokul dördüncü sınıftaki çocuk ilk sınıflarda öğretilen okuma becerilerinin az bir kısmını öğrenebilmiştir; ancak bu ölçüye göre lise ikinci sınıftaki öğrenci aradaki 3 yıllık zaman içinde iyi bir okuyucu olmak için gereken becerilerin % 80’ini kazanmış olur. Samuel T. Orton, disleksi üzerinde ilk çalışan nörologlardan biri olup, 1920’lerde disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemişti: * Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk. * b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi. * Okurken kelime atlamak. * Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak. * Yazı yazmada zorluk. * Gecikmiş ya da yetersiz konuşma. * Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk. * Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar. * Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik; okunamayan el yazısı. Disleksili çocukların çoğunda bu sorunların birkaç tanesi var; ancak bunlardan yalnızca bir tanesinin var olması bile çocuğun özel eğitim gereksinimi duymasına yeterli. Bir de disleksiyle ilgili yanlış kanılar var. Ayna yazısı adı verilen yazıyı tersten yazma, harf ya da kelimelerin yerini değiştirme durumunun yalnızca disleksililerde görüldüğü görüşü bunlardan biri. Oysa, yazmayı yeni öğrenen her çocukta ayna yazısı yazma durumu ortaya çıkabiliyor. Ayna yazısı, yazmayla ilgili acemilik döneminin olağan görüntülerinden biri; ancak acemilik döneminden sonra da sürerse, disleksiden şüphelenilmesi gerekiyor. Disleksililer kelimeleri kopyalarken değil, adlandırırken zorluk çekiyorlar. Disleksinin yaş ilerledikçe geçtiği düşüncesi de artık kabul görmüyor. Bozukluk yetişkinlikte de sürüyor. Disleksililerin çoğu yetişkinliklerine kadar okumayı öğrenmiş oluyorlar, ancak yavaş okuyorlar. Disleksiyle ilgili yanlış kanıların en önemlilerinden biri de bu bozukluğun zekâ düzeyi yüksek olanlarda görülemeyeceğine ilişkin olanı. Oysa, disleksililer zekâ düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yetenekli de olabiliyorlar. Buna en önemli kanıt, disleksili olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılar: Albert Einstein, William Butler Yeats, George Patton, Harry Belafonte, Leonardo da Vinci, Auguste Rodin ve Cher gibi. Yukarıdaki bulguların da ortaya koyduğu gibi disleksi bir hastalık değil. Disleksililer de toplumların ilgilenip destek vermesi gereken \\\"farklı\\\"lardan. Onları kelime dünyalarında zorlukları olan bireyler olarak görmek gerekiyor. Günlük yaşamda dile ve kelimelere dayalı bir kültür söz konusu. Böyle bir kültür içinde yaşam disleksililere birçok güçlük sunuyor. Adres yazmak ya da tren tarifesi okumak onlar için çok zor oluyor. Günümüzde toplumlardaki bilgi paylaşımı giderek daha dile dayalı hale geldiği için disleksililere destek vermenin önemi de artıyor. Beyin üzerinde yapılan çalışmalar normal bireylerde sağ beyin yarımküresinin sol beyin yarımküresine göre daha küçük, disleksililerde ise eşit büyüklükte ya da sol beyin yarımküresinin daha küçük olduğunu ortaya koyuyor. Disleksililerin sol beyin yarımküresindeki farklılıkların bu bozukluğun nedeni olduğu düşünülüyor. 1978 ve öncesine kadar bu alanda birbirine çok ters düşen düşünceler vardı. Disleksililere sanat eğitimi vermemek gerektiği, çünkü sağ beyin yarımküresinin daha da gelişeceği ve sol beyin yarım küresinin daha zayıf kalacağı gibi. Bu düşünce de artık terk edildi. Davranış bozukluklarıyla disleksililere özgü dil bozuklukları arasında da özel bir ilişki olmadığı belirlenmiş. Davranış bozukluklarının olma sıklığı normal insanlarda ne kadarsa, disleksililerde de o kadar. Bu çocuklarda yaratıcılığın oldukça yüksek olduğu da belirlenmiş. Disleksililerde, dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi diğer sorunlar da olabiliyor, ancak koşul değil. Disleksi bir lanet (!) değil de, bir takdir gibi yaşandığında, diğer insanların okuma düzeyini yakalamak ve yetenek sahibi olduğu diğer özelliklerini de ortaya koyabilmek şansı doğuyor. Disleksinin tanınmadığı aile ve okul ortamlarında yetişen çocuklarda okuyamamak ve varsa diğer öğrenme bozukluklarını da yaşamak yüzünden güven kaybı oluyor ve bu temel güvensizlik duygusu yaşamın her alanına yansıyor. Başarılı oldukları kabul edilen disleksililerin özgüven sahibi oldukları, benlik algılarının olumlu olduğu, kim olduklarının ve nasıl düşündüklerinin farkında oldukları da belirlenmiş. Fikirlerinin ve yaklaşımlarının genelden değişik olduğunu fark ettiklerinde zihinsel becerilerinin yetersiz olduğu düşüncesinden vazgeçip, yaratıcılıklarını yaşamlarında kullanma yönünde güdülendikleri de ortaya konmuş. Umut Veren Çalışma Disleksiyle baş edebilmek için özel eğitim desteği gerekiyor. Bugüne kadar disleksililerin eğitiminde kullanılan klasik yöntemlerin yetersiz kaldığını düşünen San Francisco’daki California Üniversitesi’nden Michael M. Merzenich ve William M. Jenkins ile New York’taki Rutgers Üniversitesi’nden Paula Tallal, dil öğrenme bozukluklarını tedavi etmek amacıyla bilgisayar oyunları geliştirdiler ve Ocak ayının Science dergisinde geleceğe dönük umut veren bu çalışmalarını yayımladılar. Bazı araştırmacılar bu yeni tedavi yönteminin çocuklarda olduğu kadar yetişkinlerde de disleksiyle baş edebilmeye yardım edeceğini düşünüyorlar. Bu araştırmacılar, fonemleri bazı süreçlerden geçiren bilgisayara dayalı bir teknik oluşturarak bilgisayar oyunları geliştirdiler. Bu çalışmada kelimeleri oluşturan hecelerin % 50 oranında uzatılarak söylendiği ve sessiz harflerin düzeyinin yükseltildiği bilgisayar oyunları ürettiler. Bilgisayar oyunlarında düşsel yaratıklar, çan ve ıslık sesleri ile ödül niteliğinde uygulamalar da var. Bir monitörün karşısına kulaklıklarla oturan çocuk da, ba, ta, ka gibi birbirine benzeyen hecelerin seslerini duyuyor. Çocuğun oyunu kazanabilmesi için zevkli, dikkat çekici görüntülere eşlik eden seslerin şaşırtıcı parçalarını birbirinden ayırması gerekiyor. Doğru cevap verdiğinde ise ödül alıyor. Duyduğu sesleri doğru ayırt edince uçan inekleri yakalayabiliyor, sirk akrobatlarının ipe tırmanmasını sağlıyor ve palyaçoları su kovalarına düşürebiliyor. Başında kolay olan oyun, giderek zorlaşıyor. Araştırmacılar hazırladıkları bu oyunları zekâları en az ortalama düzeyde olan, işitme sorunu olmayan, ancak fonemleri birbirinden ayırt etmede sıklıkla güçlük çeken çocuklar üzerinde denediler. Dört haftalık bir süre içinde, çocukların neredeyse tümünün kayıp yıllarını tamamlayabildiğini belirten araştırmacılar, bu tedavi yönteminin bütün disleksililere hitap edip edemeyeceği konusunda henüz bir çalışma yapmadıklarını söylüyor. Oyunların amacı heceleri anlaşılabilir hale getirmek. Gelelim Yapabileceklerimize Öğrenme bozukluğuyla ilgili sorunların görülme sıklığı % 8-10 arasındadır. 40-50 kişilik bir sınıfta 3-4 çocukta öğrenme bozukluğu sorunlarının olduğu düşünülebilir. Bu oran oldukça düşündürücüdür, çünkü bu kadar çocuk, bugünkü eğitim sistemine göre, gözden çıkarılmış görülmektedir. Bu çocuklar bazen yok olup gitmekte, bazen de okulda başarısız, yaramaz, aşırı hareketli ve dikkatsiz olarak adlandırılan özellikleri nedeniyle uzmanlara götürülmektedir. Uzmanlara götürülenler biraz daha şanslı, ama onlara gereken özel eğitim merkezleri henüz Türkiye’de bulunmuyor. Gelişmiş ülkelerde öğrenme bozukluğunun daha okulöncesi dönemde belirlenebilmesine yönelik çalışmalar yürütülürken, Türkiye’de pek çok kimsenin öğrenme bozukluğunun bir sorun olduğunu anlamaya yetecek ölçüde bile bilgisi yoktur. Sorun genellikle okula başlandığında fark edilmektedir. Ancak, sorunun eğitimciler ve anne babalar tarafından yeterince tanınmaması nedeniyle çocuklar bazen okuma yazma becerisini ilkokul birinci sınıf düzeyinde bile kazanamadan ilkokul beşinci sınıfa kadar ilerleyebilmektedir. Fark edildiği durumlarda da çocuğun okuldan alınması ya da alt özel sınıfa verilmesi gibi yaklaşımlar da olabilmektedir. Ayrıca, bu çocuklara % 6,6 kadar düşük oranda doğru tanı konulduğu gereksiz ilaç kullanımı ve yanlış yönlendirmelerin de yapıldığı belirlenmiştir. Konuyla ilgili tanı-terminoloji karmaşası nedeniyle tanı konmadan önce oldukça uzun ve incelikli uygulamalar yapmak gerekmektedir. Konunun en önemli yönü ise öğrenme bozukluğu tanısı konmuş çocuklara yaşadıkları sorunlar doğrultusunda eğitim programlarının hazırlanmasıdır. Sonuç olarak, önemli olan insan kalitesidir. Bireylerin kendileri hakkında olumlu düşüncelere sahip olması gereklidir. Herkes birbirinden farklıdır. Kimisi trigonometriyi iyi bilir, kimisi bilmez. Kimisi atletiktir, kimi değildir. Kimisinin yazısı iyidir, kimisinin kötüdür. Toplum içinde ilişki kurduğumuz insanların yazısının iyi ya da kötü olması ilişkilerde pek bir şeyleri değiştirmemelidir. Önemli olan güzel anlarda yüreğiyle gülebilen, çevresine sevgi ve dostluk verebilen, güvenilir olan ve insanlarla olumlu etkileşimler kurabilen bireyler olabilmektedir. İyi arkadaş, iyi eş, iyi anne baba olmak için gereken bu özellikleri öğrenme bozukluğu olan çocuklar da taşıyabilirler ve topluma üretken bir biçimde katkıda bulunabililer. Öğrenme bozukluğu olan çocukların anne babalarından, eğitimcilerden ve yetkililerden daha çok destek görmesi dileğiyle. Zuhal Özer Disleksili (öğrenme bozukluğu olan) çocuğa nasıl yaklaşmak gerekiyor? Anne-babalar için en zor dönemlerden birisi kuşkusuz çocuğunun okumayı öğrenmeye çalıştığı devre. Şu bir gerçek ki, okumayı sökerken her çocuk aynı performansı göstermiyor. Bu problem birçok farklı sebepten kaynaklanabiliyor. Zeka geriliği, görme-işitme özürleri, ciddi ruhsal sorunlar, sosyo-kültürel yetersizlikler, nörolojik-ortopedik özürler, aile içi çatışmalar, motivasyon eksikliği, okul-öğretmen ya da eğitim programından kaynaklanan sorunlar okul başarısızlığının ve öğrenme sorunlarının nedenleri olarak kabul ediliyor. Bu sebeplerle ortaya çıkan öğrenme sorunlarının dışında kalan özel bir durum daha var: “Disleksi”. Acıbadem Hastanesi Pedagog Ayşegül Salgın “öğrenme bozukluğu” olarak tanımlanan disleksi sorununun pedagogları, çocuk psikiyatrlarını, nörologları ve özel eğitim uzmanlarını yakından ilgilendirdiğini belirtiyor.

KİMLERDE GÖRÜLÜYOR?

Disleksi toplum genelinde önemli bir sorun. Disleksi’nin görülme sıklığının yüzde 8-10 arasında olduğu kabul ediliyor. Gelişimsel okuma bozukluğu olarak da tanımlanan disleksiye erkek çocuklarda kızlara oranla 4 kat daha fazla rastlanıyor. Disleksinin nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, hamilelik sırasında annenin yetersiz beslenmesi ve geçirilen enfeksiyonlar, doğum sonrası görülen yüksek ateşli enfeksiyonlar, kalıtım sebepler arasında gösteriliyor. Bir çocukta öğrenme bozukluğu olduğunu söyleyebilmek için belirli kriterlerin olması gerekiyor. Pedagog Ayşegül Salgın bu konuda şunları söylüyor: “Öğrenme bozukluğu, zekası normal ya da normalin üstünde olan ve beklenen akademik becerileri kazanamayan çocuklar için kullanılır. Bu çocuklarda hiperaktivite, dikkat sorunları, koordinasyon problemleri, görsel ve işitsel algı sorunları, konuşma problemleri, organizasyon ve oryantasyon sorunları, sosyal-duygusal davranış sorunları sıkça görülmektedir.”

ÖZEL BİR EĞİTİM VERİLMELİ

Disleksi görülen çocuk, öğrenme güçlüğü çektiği için birtakım psikolojik problemler yaşayabiliyor. Bu açıdan sorun yaşayan çocukların tıbbi ve psiko-pedagojik değerlendirmelerinin titizlikle yapılması gerekiyor. Ayşegül Salgın konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: “Okulda başarısızlık yaşayan bir çocuk öğrenme bozukluğu açısından değerlendirmeye alınır. Yapılan testlerle çocuğun zeka düzeyi, yeteneklerinin dağılımı, görsel -işitsel algı düzeyi belirlenerek tanı koyulur. Hazırlanacak bireysel eğitim programı ve özel eğitim desteği ile çocuğun okulda yaşayabileceği sorunlar en aza indirilmeye çalışılmaktadır. Çünkü öğrenme bozukluğu olan çocukların eğitimi, normal sınıflardaki müfredat programları ya da özel derslerle gerçekleşememektedir. Bu çocuklar tanı ve değerlendirmelerinden elde edilen bilgilerle oluşturulan özel eğitim programlarıyla ve psiko-pedagojik yaklaşımla yapılacak eğitsel terapiyle öğrenebilmektedirler. Terapinin birinci ilkesi, sorunla ilgili olarak öncelikle çocuğu ve aileyi bilgilendirmek ve okulla işbirliği yapmaktır.”

AİLE DESTEĞİ ŞART

Öğrenme güçlüğü çektikleri için bazı aileler çocuklarını azarlama, anlayışsız davranma yoluna gidiyorlar. Anne ve babaların onlara kızmak yerine daha anlayışlı davranmaları gerekiyor. Pedagog Salgın ailelere şu uyarılarda bulunuyor: “Aileler çocuklarının okulda yaşadıkları başarısızlık ve öğrenme sorunları konusunda dikkatli olmalı, başarısızlığı tembelliğe ya da kapasite yetersizliğine bağlamadan önce gerekli değerlendirmeler bir uzman tarafından yapılmalıdır. Sorunla ilgili erken müdahale çocuğun başarısızlığını azaltacak, okulla ilişkisini olumlu yönde etkileyecektir.\"

Paylaş:

Google Plus LinkedIn

Yorumlar

Ahmet
Benim sınıfımda 2-3 öğrenci var öğrenemiyorlar diye başlayan ve öğrencilerinin dertleri ile dertlenen sayın öğretmenlerimize teşekkür ve tebrik ediyorum. Inşallah bizde böyle öğretmenler ile karşılaşırız Çankaya da bizim öğretmenler en genci 55-60 yaşında nasıl olduklarını tahmin edersiniz
Nusret Matan
Ben yurt dışında dünyaya geldiğim için kısmen şanslı olanlardan birisiyim. Annem ve babam okul öncesi özel bir eğitim almam gerektiğini fark etmişler. Bunun sonucunda yinede tüm eğitim hayatım boyunca türkçe ve edebiyat dersleri kabusum olmuş, ortalamamın düşmesine sebep olmuştur. Matematik ve yazılım derslerinden aldığım not sabit 100 oldu hep. Eğitim sistemimiz kişilere göre değil müfredata göre olması çok kötü bir durum. En basiti yurt dışında öğrenme ve zeka seviyesine göre okullar ikiye ayrılıyor. Şimdi eşimle 2 oğlumuz var. Büyük 6 yaşında, küçük 3 yaşında. Büyük oğlumuz 3 yaşında ana okula başladığında okul müdürü sonraki hafta bizi çağırdı. Çocuğunuzun üstün zekalı olduğunu düşünüyor musunuz sorusunu formda neden işaretlemediniz diye sordu. Evet daha 2.5 yaşında bir çocuğa ''oyuncaklarını toplamaya başlamalısın'' dediğimizde anlamıştık aslında eşimle durumu. Çünkü herkes gibi oyuncak sepetlerini eline alıp toplamamıştı. Oyun halısını odanın ortasına serip odanın her köşesinden üstüne fırlattığı oyuncakları daha sonra bizim elimize tutuşturduğu halıyı oyuncak sepetlerine sırasıyla halının ucunu kaldırarak dökmüştü. Daha 30 aylık bile değildi. Normalde bizden gördüğü gibi oyuncak sepetiyle toplamalıydı değil mi? Kim ona bu işi daha kolay ve hızlı yapabileceğini söyledi ki? O gece uyuyamadım. Çünkü biliyordum ki benim gibi çok savaşmak zorunda olduğu bir hayatı olacaktı. Türkiye de bizim gibiler için henüz özel bir okul yok. Olduğunu idda eden okulların yıllık ücretide pek akla yatkın değil. (Bunun yerine evde özel ders ve özel okul mantıklı. Gerçekten...) Sadece haftada 2 gün gidebileceğiniz ve kendiniz gibi insanlarla vakit geçirebileceğiniz Bilsem var. Bunun için de çocuğunuz ilkokul birinci sınıftan sonra milli eğitim bakanlığının sınavına katılması gerekiyor. Bir başka seçenek daha var o da özel eğitim kuruluşları. Bundan 2 yıl önce eşimle gecenin bir saatinde oğlumuz için gerekirse taşınabileceğimizin kararını aldık. Öylede yaptık. Ama uzun araştırmalar sonucunda. Böylece ona gerekli eğitimi hem evde verebilirdik. Hem de okul aile birliğine katılarak okulda yakından ilgilenebilirdik. Çünkü 1 yıllık sıradan bir eğitim çocuğumuzun özgüveni için harcadığımız yılları silip yok etmek için fazlaydı bile. Özel ders alabiliyor, dersteki tepkileri evde olduğu için çok kötü olmuyor. Ben programlama ve matematik öğretiyorum. Eşim etkinlikler ve projeler yapıyor. Şimdilik işinin ehli ne yaptığını bilen bir türkçe öğretmenimiz var. Özel okulların neredeyse hepsiyle görüştük ve durumu anlamaları için açık açık konuştuk. Oğlumuz gibi öğrencilerin de olduğu bir sınıfta okula başlayacak olması en azından ilk yıl için güzel olacak inşallah. İstediğimiz şey benim gibi organizasyon eksikliği yaşayıp çok vakit kaybetmemesiydi. En başında ailemin özel dersler almama yardım ettikleri belirtmiştim. Ancak geri kalan herşeyle bugüne kadar yani 39 yaşıma kadar ben ilgilenmek zorunda kaldım. Örneğin tam dikkatimi vermem halinde 1 ayda geliştirebileceğim bir yazılımı geliştirmem bazen 6 ay sürüyordu. Öte yandan SAP'nin 15 ayda yaptığı işi 3 ayda yapabiliyorum. Bu da disleksinin sağladığı farklı bakış açısı sayesinde oluyor aslında. Yazılım geliştirmek için bildiğiniz bütün meslek dallarından daha fazla okumanız ve uygulama yapmanız gerekiyor. Tam bir projeyle ilgilenirken alakalı bir konudan nasıl olduğunu anlamadığım bambaşka bir konu üzerinde test kodları yazarken buluyorum kendimi. Eşim bu konuda hayatımı kökünden değiştirdi. Dikkatimin dağıldığını anladığında beni sürükleyerek esas konu üzerine getirdi. Tüm bunlar çok zor gibi gelmiş olabilir. Ancak bu yazıyı yazmam sanırım çok uzun sürdü. Birkaç defa baştan aşağı tekar tekrar düzeltmeler yaptım. Çünkü okumanız gerkeçten de zor olabilirdi. Siz birde el yazımı görün. Kendi el yazımı okuyamadığım zamanlar oluyor. Ama çok gariptir ki kekeme olan sanatçımız Süleyman Turan'ın şarkı söylerken bülbül kesildiği gibi bilgisayar başında yazılım geliştirirken yazma probemim bir anda yok oluyor. Hatta bazen ne kadar hızlı kod yazdığımı seyretmek için gelen arkadaşlarım oluyor. Ya da ilk defa kod yazışımı görenler inanamıyorlar. Emin olun çocuğunuzun mutlaka özel bir yeteneği var. Onu bulmasında yardımcı olun. Görüyorum ki burada özel çocuklarına sahip çıkan ve henüz kendilerinin de özel olduğunun farkında olmayan veliler var. Onlara kızmamaya çalışın. Tam bir konu üzerinde ısrar ederken ilgilerinin olduğu bir konu hakkında soru sorun. Göreceksiniz ki bambaşka birisi olacak anında :) Gerekirse sizi sinirlendirdiklerinde duymamış görmemiş gibi yapın. Benim gibi kelime hafızaları iyi olmayabilir ancak sizin bu yaklaşımınızı asla unutmayacaklardır. Unutmayın ki muhtemelen görsel hafızaları çok güçlü çocuklar onlar. Mutlaka bir spor dalı ile ilgilenmesinde yardımcı olun. Bu herşeyi daha da kolay hale getirecektir. Zaman zaman iletişimden kaynaklanan özgüven düşüşünü bu alanda yenilemelerine yardımcı olacaktır. Ben taekwondo, bisiklet ve yüzme sporları yaptım ve devam ediyorum. Sizler gibi ilgili bir aileye sahip oldukları için çok şanslılar. İnşallah biraz da olsa bir fikir edinmenizde katkım olmuştur. Allah'a emanet olun. Selamlar... Dip Not: Wen sitenize yorum eklerken çift tırnak kullandığınızda database hata veriyor. Sanırım magic quotes sorunu yaşıyorsunuz.
Dilek kalan
13 yasinda oglum var cok yere goturdum ozel egitimlere gitti bi sonuc alamdim en sonunda ben arastiriken disleksi oldunu tahmin ediyom oglum ne okuya biliyo ne yazabiliyo ne yacami sasirdim lutfen bana yardimci olurmusunuz
Tulay
Benimoglum disleksi Antalya konyaaltinda oturuyorum ozel dersverebilecek bilgoli ogretmen ariyorum
Tulay
Benimoglum disleksi Antalya konyaaltinda oturuyorum ozel dersverebilecek bilgoli ogretmen ariyorum
özge
bende de disleksi var sizi anlıyorum :(
Ercanoner19834735@gmail.com
Bende yeni öğrendim bu disleski mi nedir ilkokuldan beri çekiyorum bu meredi meslek hayatımda insanlar A diyalog sıfır
Mehmet Ali Kaçar
Disleksi olan unlulerden biri de Mickey Mouse imiş
Nesibe Bankur
Benim öğfencim c ç f k s ş harfldrini t diye, b g ğ z harflerni de d diyerek okuyor. Aile problemli ilgilenmiyor. Öğrencim farklı yeteneklere sahip. Nasıl yardım edeceğim. Bana fikir ve yardım lütfen
Hatice
Makaleyi ve yorumlari okudum..herkese cok tesejkur ederim..kizim 9 yasinda ve disleksia oldugunu anliyorum..okuyamadigi icin üzülüyordum..meger o farkliymis..simdi yeni bir baslangic yapmak gerektigini anliyorum..bir tanecik kizim var ve cok zeki..onun bu durumu atlatmasi icin elimden geleni yapicam insallah..cunku o bana rabbimin emaneti..hepinize kolay gelsin..
sena BAKİ
İY ğünler meraba öncelikle size şunu söylemem gerekir benim annem hemşire ve biz dört kardeşiz hepizde disleksiyiz hatta ben böyle söylüyorum +1 fark ve dhb 2 tanımız var bizim özğül öğrenme ve dikkat eksikliği hiperaktivite.bu özellikler allahın bize vermiş olduğu ğüzellikler annem her zman bize böyle söyler dhb li çoçuklarla yaşamak çok zordur ben 21 yaşındayım ve üniversite 3. sınıf çoçuk ğelişimi ve eğitimi öğrencisiyim erkek kardeşim lise 3 kız kardeşim ortaokul 8. sınıf en küçük kız kardeşim ise 4. sınıf en küçük kız kardeşimde disxleksia okuma ve diskalkuli tanısı var bende diskalkuli erkek kardeşimde hem okuma hem matematik üç numaralı kız kardeşimde ise ondada iki tanı var işte sadec şu cümleyi bile okudunuzda zor diyosunuz dimi bizler için asla zor değil sizlerin ğözünüzde büyüttünüz bizler o kadar farklı hayal ğücüne ve yaratıcılığa sahibiz ki ancaz bizim ğibi olan kardeşlerimiz bizleri anlayabilir ha bu arda şunu demeden ğeçmiyim psikiyatristlerimiz var çünkü duyğusal yönden çöküntülerimiz olabiliyor ğereksinim duyuyoruz ve ilaçta kullanıyoruz . bizler kardeşler olarak hepimizde teakwonda yapıyoruz ve başarılıyız çünkü enerjimizi böyle atabiliyoruz . çoçukluk dönemimde öğretmenim tarafımdan çok aşşağılandım özürlüler sırası yaptı ve beni o sıranın en arkasına attı matematiği yapamadım için hatta yapmak isteyipte öğretmenim bana şiddet uyğuladığı için ğözlerim ğörmediği için ön sıraya bile almamıştı beni okuyamayıp ve heceleyip harfleri karıştırdığım zaman bile şiddet uyğuladı bana ve bunu daha anlıyomıyodum biliyomusunuz beni öğretmenimin neden sevmediğini neden aşşağıladığını neden kızdığını sınıfta kalkıp kosşturuyodum çünkü çok hareketliydim bana hakaret edici sözler söylüyodum ama benim öğretmenim benim hayal ğücümde fraklı bi yeri vardı ama inanın mutluydum çünkü annem vardı bana bu tanı çok ğeç lise son sınıftayken konuldu kardeşlerime ise 8 yaşalarında konuldu okudum araştırdım çünkü araştırmayı seven bi yapım var şöyle arkama dönüp baktığımda hep şunu söylüyorum ben kaybetmedim beni öğretmenim kendi kaybetti ben kazandım annem sayesinde çok bilğili bir bayan olduğu ve bizlere yol ğösterdiği için kazandık ha bu arda annemde dhb babamda . şuanki amacımız disleksi derneği kurmak ve bizim ğibi disleksili kardeşlerimize yardımcı olabilmek ve onları kaybetmemek çünkü biz disleksililer herşeyi uç noktalarda yaşarız . bi çok projelerim var kitapta yazıyorum ve en önemlisi çok büyük bir projem ben başardım kardeşlerimde başardı başarmayada devam ediyoruz üniversiteyi bitirdiğimde ve üniversite birincisi olduğumda disleksili karedeşlerim için yazımı okucam ve onlar için başarıcam . disleksiyi bilmeyen insanlar bzileri mental zannediyorlar çünkü bizlere yalnış biir resmin köşesinden bakıyorlar farkında değiller bizler mental değiliz bizler dahiyiz benim söyliceklerim bu kadar eğer disleksili çoçuğunuz varsa ona bağırıp onu aşşağılamayın onu anlamaya çalışın ram mekezlerine ğötürün ve doğru öğretmen seçimi yapıp eğitimine yön verin çok oyukuyup onunla öğrenin onunla oyunlar oynayın onları yetenkleri doğtultusunda ilğili yerlere yönlendirin sizler özel çoçuklara sahipsiniz . ve BİZLER ÖZELİZ UNUTMAYIN..
sibel

Çok güzel bir makale olmus. Paylasiminiz için çok tesekkürler. 

SEMRA EVCI
MERHABALAR BENIM OGLUMDA 12 YASINDA VE DISLEKSI...BENIM ANLAMADIGIM DEVLET NICIN BU OZELLIKTEKI COCUKLARI DAHA IYI SARTLARDA YADA AYRI BIR EGITIM VE MESLEKI DURUMDA ONU ACILMIYOR..BU KONUDA BILGISI OLAN YASSIN INSEALLAH
havva
merhaba ben lise son sınıf öğrencisiyim bu sene sınava giricem ve bende dislleksi hastasıyım bu yazılanların bir çoçuğunu yaşadım 6 sınıfta ilaç kulanmaya başladım ve ilaç kullanmadan öncede bir çok tedavi oldum 4 sınıfta okumaya başladım bu süreçte hep okuyamıyorum diye kendimi şuçladım ailem ya kuzenimle ya da başka biri ile hep karşılaştırdı toplum içinde konuşmak istemedim odamdan çıkmaz istemezdim biri gelinçe hemen odama kaçar ve misfirler gidene kadar odamadan cıkmamazdım okulda hoca tahtaya kaldırmasın diye dinliyormuş gibi yapardım
özcan
Arkadaşlar aynı problemi ikokul 4 sınıfa kadar bende yaşadım annemin hece hece okutmalarıyla 4 sınıfı 8 sınıfı liseyi en yuüksek puanlarla sınıf birincilikleri ile bitirdim halada okumakta göclük cekerim. şuanda 30 yaşındayım şimdi anlıyorum aylenin verdiği eğitimi annem beni çalıştırıken hiç kızmas sever okçardı hep çok zekisin derdi hadi oğlum başaracaksın başardığımdada ödüllendirirdi ama ben okulda çok heycan yapar bir türlü okumayı beçeremezdim annem bıkmadan çalıştırırdı babamın ağzından bir gün olsun sen gerizekalısın dediğini dumadım hep çok başarılısın en iyisi sensin derdi. şuanda bir iş yerinde çalışıyorum ve 10 kişilik teknik ekipte yurt dışından bile yardım istenen bir eleman haline geldim.ve hala babam ve annem sen cok zeki başarılı çalışkansın der ne olursa olsun çoçuklarınızı onore etmeyin onları küçük düşürmeyin ve bir anne olarak sizlere en büyük iş düşüyor hiç bir çanlının çanını yakmamayı öğretin konuşurken arkadaşlarını kırmaması gerektiğini kıskançlık yapmaması gerektiğini hayattın onun olduğunu birgün en başarılı ve en iyi yürekli onun olacagını insanlrı kırarak daha güclü olamayacagını paranın değersiz olduğunu fakat gerektiğini anlatın sizden gizli birşey yaptığında ögrenseniz bile onun hatasını yüzüne vurmayın vurduğunuz anda aynı hatayı tekrarlayaçağını bilin. annem bunları ögretti :D:D:D sizlerin böyle annesi oldumu bilmiyorum beni üzene kırana git şeker götür derdi ekmek götür derdi. ben değil biz demeyi öğretti.bir tost alırsan arkadaşınla paylaş derdi olanla değil olmayanla paylaş derdi.insanlar bu yazdıklarımı benim yaşlarımda yapmaya başlıyor bunları bir cocuğa ogretirseniz girdiği sınıf nekadar tembel bile olsa o sınıfın havasını değiştirir önemli olan paylaşmaktıt.insan vücudundaki hucreler kendini rahat hisederse üremeye gecer yani bilgi paylaşmaya her hucre birbirine ögretir.eger hücreler tedirgin ve stresli ise hücreler kendi yaşamlarını sonlandırmaya gecer böylelikle ögrenme paylaşmada durur.çoçuklarınıza onları zorlamayacak işler verin ornegin mutfakta yemek yaparken karıştırmayı lokma yaparken hamuru pişirmeyi ve onları yaksa bile yaptıklarını onunla birlikte afiyetle yiyin ve ona nekadar güzel yaptığını cok becerikli ve başarılı olduğundan bahsedin buyuncede oyle olacağından bahsedin ki ileriye dönük başarı hayali kursun ilerisi için hazırlamaya başlasın kendini bu dediklerim aynı zamanda onun sorumluluk dugusunuda gelistirecektir. sizlere daha cok yardımcı olmak isterdim.karıncayı bile kırmamayı ögretin onlar başaraçaktır çok büyütmeyin bu sorunu ki o sorunlu olduğunu anlamasın onu tedirgin etmeyin paylaşmasını sağlayın.birgün büyüdüğünde onlarda bu dediklerimi cocuklarına ögretirler dünya daha güzel bir dünya olur belki dunya derken herkezin kendine ait bir dunyası vardır oda cocuklarımız aylelerimiz unutmayın bu dunyadan aldığınız herseyı geri koymak zorundasınız paylaşmak zorundasınız.
Reyhan
Benim oğlum da disleksi 15 yaşında. İlkokul 1. Sınıfta bu durumu öğrendik. İlkokul 3. Sınıfta dakikada 16 kelime okuyabiliyordu. 8. Sınıfta karne ortalaması 84.5' a yükseldi. Öncelikle bu çocuklar çok sabır ve emek istiyor. Aynı zamanda her şeyin anahtarı sevgi ve çocuğa inanıp güvenmek onu başarabileceğine inandırmak gerekiyor. Okuma ve yazmada özel çalışmalar var yapılması gereken. Çocuğun öz güvenini kazanması için oyun terapileri çok önemli. Çocuk nörolojisinin muayenesinde biyolojik bir sorun yoksa ilaç kullanmanın doğru olmadığını düşünüyorum. İlk ve orta okul seviyesinde miniyup'un dikkat yoğunlaştırma Setleri ni öneriyorum. Biz bunları hep yaptık çocuğun kulağına çocukla birlikte sesli okuma aynı hızda okunacak. Her gün bir sayfa kitaptan okuyun çocuk yazsın sonra yazdığını kendisine okutun yanlış yazdığı harfleri kırmızı kalemle yuvarlak içine aldırıp kenarına doğrusunu yazsın her sayfaya günün tarihini atın 1 ay sonrasıyla hatalarını kıyaslayın. Nokta birleştirme kitapları alıp sayılarla ilerleyen noktaları birleştirtin. Yaşına uygun Sudoku ve puzzle yaptırın. A4 kağıdına bir sayfa dolusu karışık b ve d harfi yazın b leri kırmızı kalemle yuvarlak içine al deyin. Bunu karıştırdı ğı diğer harf ve sayılar için de yaptırın lütfen. Birde en önemlisi okul ve öğretmeniyle iş birliği içinde olun. Öğretmenler sınıf içinde sesli okutma yaptırmasınlar bu çocuklara. Bireysel yaptırsınlar. Çocuklar çok acımasızlar bu konularda. Öz güveni sağlamak çok önemli. Benim oğlum bu yıl ingilizce hazırlık sınıfında okudu 9. Sınıfa başlayacak İngilizcede de sorunlar yaşanıyor biz şu anda yabancı dil sıkıntılarını çözmeye çalışıyoruz. Bu çocuklarda ingilizce de konuşma daha iyi yazmada daha çok sıkıntılar yaşanıyor. İnşallah bunu da aşacağımıza inanıyorum. Bir nebze olsun yardımcı olabilmişimdir umarım.
figen

benim oğlum 13 yaşında anaokulunda öğrendik sorununu nereyi duysam götürdüm.ilaç fayda etmedi.özel öğrenime gitmek istemedi.özel öğretmen ancak hecelemeye kadar geçirebildi.maddi ve manevi çöktüm. liseye gidecek ve nasıl olacak bilmiyorum. çok çaresizim lütfen bilgi alışverisinde bulunalım fiyezli@hotmail.com

gülşen
Merhaba Ben 16 yasında okuma yazma örendim şimdide arada cumle ve harf hatalarım oluyor kitap okudum bursuru şey yapdım ama düzelmiyor ne yapmam gerekiyor.
esra

benimde oğlumda olduğunu düşünüyorum çok zeki ancak okuma ve yazmada 2 senedir zorluk yaşıyor tek tek üzerine durmama ilgilenmeme rağmen sorunlar var 1. sınıfta götürmüştüm doktora daha bunun için erken dediler öğretmenine söyledim oda hayatından bıkmış bir şeyden anladığı yok.bir şeyi yok sadece canı istemiyor diyor yani durumumuz helede böyle mesleğini sevmeyen ilgilenmeyen öğretmenlerimiz varsa dahada zor Allah yardımcımız olsun

Ali
Herkese merhaba. Disleksi hem aileler için hem de bu tanıyı alanlar için çok zor bir durum. ben 30 yaşında disleksinin her safhasını zorluklarla yaşamış biriyim. Uzun süre önce üniversiteyi bitirdim fakat akademik hayatımda meydana gelen zorluklardan dolayı mesleğimi yapamadım. Ne kadar kötü değil mi bir eğitimcinin disleksi olması? o kadar oku, güçlüklerle mücadele et, zaman harca, ömür bitti hepsi tuzbuz olsun. okuma, yazma, matematiksel... güçlükler yüzünden öğretmenlik yapamıyorum maalesef. neyse fazla uzatmak istemiyorum. tecrübeli ve gerekli terapilerin fazlasını görmüş biri olarak konuyla ilgili bilgi almak isteyen arkadaşlar mail yoluyla ulaşabilirler. aliakbas92@gmail.com
Elfida
Disleksi eğitimi için izmirde çok önemli bir merkez var merkezin ismi Akademidisleksi www.akademidisleksi.com internet sitesi mutlaka inceleyin Avrupa standartlarında bir merkez
SERDAR YILDIRIM
Merhabalar, ben Zih. Eng. Sınıf Öğretmeniyim. Disleksiyle hatta genel olarak özel öğrenme güçlüğüyle ilgili sorularınızı elimden geldiğince cevaplayabilirim. Mail adresim: serdaryildirim63@hotmail.com
Kazim
Bence cocuklarin sagdan sola dogru yazmasi veya okumasi cocuklarin dogustan dogal olarak bildigi birseydir.Nasil ki bir yavru daha dogustan annesini emecegini bildigi gibi.Kuranda geriden yazilir ve okunur. belkide asil baglanti ordan gelmektedir.Diger tarafta insanlarin ayri ayri dilleri konusacagini hic zannetmiyorum bana cok sacma geliyor.Dolayisiyla daha dogustan bildigimiz bir dil hafizamizin bir yerlerinde refleks hareketi goruyor.soyle bir ornek veriyim.eger bir insan omru boyunca evinden cikarken hep sag ayagini ilk disari atsaydi bu insan bir gun butun hafizasini kaybetsede normal yasamina geri basladiginda otamatikmen disari cikarken yine sag ayagini once atardi cunku bu bir refleks halini almistir.hafizanin hatirlayamadigini refleks halindeki seyler hatirlar.
Medi
İlkokul 2.sınıfa giden kızımda özgül öğrenme güçlüğü olduğu söylendi.Hala okuma da ve matematik alanında sorun yaşıyoruz.Kıbrıslı özel eğitim öğretmeni Gül Hanım bu tür çocuklara yardımcı olabilecek seminerler verdiğinizi söylemissiniz.ben kızıma bir anne olarak nasıl yardımcı olabilirim.Aileler böyle çocuklara nasıl davranabilir.Lütfen yardımcı olurmusunuz....Gül Hanım sizden yardım bekliyorum.
Sait Şahin
Değerli arkadaşlar. Bizim 8 yaşındaki oplımuz da özel öğrenim bozuklu bar. Öncelikle bu durumda olan arkadaşlar olarak bir mail grubu var mıdır? yoksa iyi olur bence çünkü her seferinde siteye girip yeni mesajları kontrol etmek oldukça zaman alıyor. Bence disleksi etiketini kullanmayın, çocuğunuzu etiketlemeyin. Bilimsel olarak doğru ama hoş çağrışım yapmıyor. Özel öğrenim bozukluğu veya dikkat eksikliği deyin. İlaç bizde işe yarıyor, devam ediyoruz. Yan etkisi inşallah yoktur veya azdır. Bu konuyla ilgili bende bir blog'a yazıp tecrebülerimi paylaşacağım insallah. ama öncelikle bir grup üzerinde haberleşeleim derim. Sait
zehra
Sınıfımda 3 öğrencim var üçü de akrabalar. hepsinde de aynı sorunlar var. Okuma yazma öğrenemediler sayıları karıştırıyorlar. Sınıftaki davranışları ilişkilerinde bir sorun yok ama öğrenemiyorlar üstelik aileleri bu durumdan dolayı beni suçluyorlar.Sonradan bu çoçukların birinin abisinde birininde babasında da aynı sorunlar olduğunu öğrendim. Aileleri özel eğitim konusunda ikna edemiyorum.İnsan çocuğundan vazgeçer mi? Bu insanlar biz zaten çocuğumuzu okutmayacağız diyor kestirip atıyorlar.Bense bu çocuklara nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum. Bu konuda bana yardımı olabilecek birileri var mı? zehraerkmen@hotmail.com
dilek
bu hastalık kelimeleri tersten okuma hastalığı mı oluyor yani ben şu anda 27 yaşındayım ve ilk okula gittiğimden beri kelimeleri tersten okurum hatta şarkı bile sölerim engel olamıyorum kendime bunu yapmak için özel br çabamda olmadı hiç bir zaman ama burda yazılan belirtiler bende belirgin şeklde yok şimdi merak ediyorum benimkidemi dsleksi oluyor
merve
çok salakça anlatılmış
recep
gayet net acıklamalar ve biligilendirici açıklamalar yapılmış.ama ne yazdığını anlamayan arkadaslar yorumlarda bulunmuş. ANLAMAYAN YORUM YAPMASIN LÜTFEN...
ahmet
Yazı genel olarak sorunu tanımlıyor. Ama anne ve babaların bilinçlendirilmesi noktasında, özellikle psiko-pedagojik açıdan çocuğa yaklaşımı, nasıl yardımcı pedagojik bir eğitim konusunda bilinçlendirilmesi hatta eğitilmesi,işte bizlerin en çok ihtiyaç duyduğumuz şey.Evet elimize hastalığın reçetesini veriyorsunuz bu güzel. Elimizde reçeteye uyan bir ilaç (hastamızda) var, buda güzel.Bu ilacı nasıl en etkin ve verimli hale getirebiliriz noktasında sürekli bilgilerimizi canlı tutmaya hatırlamaya ihtiyacımız var. bu konuda da bizlere yardımcı olursanız,eğitim veyaklaşım konusunda bilgilendirirseniz sevinirim. TEŞEKÜRLER
esra
adı canan.ilköğretim 3.sınıf öğrencisi.hala tam serbest okumaya geçemedi.özel ders veriyorum fakat çok başarılı olamıyrm.ben tanı koyamamıştım.bu yazıyı okuduktan sonra cananda disleksi olduğu kanısına vardım.yadınlandığım için mutluyum.teşekkür ederim..
murat
Bence anlatım çok güzel olmuş benim için yeterli ben bu rahatsızlıgı uzun zamandan beriçeken biriyim her konuda ileri düzey becerilerim olmasına karşın okuma, yazma ve matemematik konularında her zaman yetersiz 20 sene evele bu rahatsızlık konusunda ailem veya ögretmenlerimin bilgisi olsayda çok farklı olacagına inanıyorum bu yüzden bu yazı gelecek nesiler üzerinde çok büyük etkisi olacagından teşekür etmek isterim
Umit
selam benim kizim 11 yasinda suan okuduklarim disleksi hakkinda hemen hemen hepsi kizimdada var ama uzuldugum sey bu kadar cok raslanan bir seyin bu kadar az bilinmesi bende bunu yeni duydum hemen internette bir bakim dedim iyikide bakmisim belki dahada gec olacakdi yazanlara sonsuz tesekkurler
l.boguc
oglum 7 yasinda yaklasik 1.5 senedir problemin farkindayim . ama ne yazikki dunyanin gozbebegi ingiltere nin cok saygideger doktorlari dunyadan birhaber" cocugun normal oldugunu ve bizim abarttigimizi dusunuyorlar" oysa ben turkiyede tip fakultesinin cok saygideger profesorlerine goturdugum zaman hiperaktivite dikkat eksikligi oldugunu belirttiler ve ilac onerdiler fakat tedaviye ingiltere de devam etmemiz gerektiginide belirttiler . ve ben bu rahatsizlikta erken tani ve tedavinin onemi bilirken ingiltere de simdi ne y a p a c a g i m
nazlı
ben çocugumun sorunun farkındayım fakat her konuda oldugu gibi ülkemizde başvurabilecegimiz yer yok nereye gidecegini bilsen bile maddi yetersizlik var devlet hastaneleri 6 aydan önce randevu bile vermiyo olan çocuklara oluyoçözumü olsada bizim için olmuyo
bedi
Benim kızımda bir disleksi hastası şu an 11 yaşında ve aşılması zor gibi görünen pek çok engeli aşmakla birlikte üstesinden gelemediğimiz pek çok sorunumuz da var. okuma,yazma,2 işlemli matematik gibi derslerin üstesinden geldik fakat konulara çok zor hakimiyet kuruyoruz merak etiğim bu çocukların ilerideki eğitim aşamaları ne olacak. Örneğin üniversite gibi yüksek öğrenimini tamamlayabilecekler mi yoksa veli o zaman da mı yanlarında olacak.
kali
merhaba 11 yasındaki oğlum disleksi bilmemesi gereken konularda cok bilgi sahibi ama dügmesi iliklemekten aciz :-( özel okuldan devlet okuluna gecince bu rahatsızlık daha net ortaya cıktı cunku özellerde maalesef cok fazla problem aileye yansıtılmıyor..bu konuda deneyimli yardımı olacak psikolog yada terapi merkezleri varmıdır selamlar
serap
mbr sanırım bende disleksıyım tanılarda anlatılan bırkaç şey bende de mevcuttu orn,b yı d yazma gıbı..ve bu durumu turkıyede hıçbir sınıf ogrtmenının bildigini de sanmıyorum..ama artık bu sorunlarım kalmadı kendı kendıme ustesınden geldım ve suan özel bir universitede burslu okuyorum..anne babalar çocugunuz eger dısleksıyse lütfen ona destek olun emin olun çocugunuzun zeka duzeyi düşük değil..ve korkunuz olmasın onlarda üniversitelerde çok iyi bölumler kazanacaklardır sız destek verdıhgınız surece...
ebru
merabalar ben üni okuyorum bu konuda araştırma yapmam gerekiyor.yazınızı eksik buldum disleksinin çocuğun gelişim alanlarına etkilerini de eklerseniz daha aydınlatıcı olur.şimdiden tşkler..
Gul
Mrb ben Kıbrıslı bır ozel egıtım ogretmenıyım ve su ana bır projede yer alıyorum ornek olması acısından;ulkemızdekı tum ılkogretım 1. sınıf ogretmenlerıne ozel ogrenme guclugu hakkında tek tek okulları gezerek semıner verıyoruz ve bu seılde sınıfında ozel ogrenem guclugu yasayan ogrencıelre ogretmenlerın kullanabılecegı ogrtetım yontem ve teknıklerını anlatıyoruz bence turkıyede bunun gıbı bır calısma yapılması gerkmektedır.Cunku bu cocuklar pırıl pırıl gozlerınden anlıyoruz zaten ama ogrenem gucluklerını asabıleceklerı kendıelrıne uygun yontemı onlara gostererek yardımcı olmalıyız!!!KIBRIS
selen
bende ünide okuyorum araştırma koum disleksi ve mat bozukluğu ebru sen neler buldun konuyla ilgili belki yardımcı olabliriz birbirimize
selda yıldız
buraya daha önce yazdım fakat kımse bana yardımcı olacak bı cevap vermedi ben 22 yaşındayım gecen yıl disleksı hastası oldugumu farkketıtm ve bunu tesadufen bır dergıde okudum ,Zaten en buyuk sorun okuma unıversıteye gıdıyorm fakat pek ıyı okudugum söylenemz ayrıca matemetık zekam oldukca dusuk pek cok arfı ve heceye karıstırıyorm ancak sosyal ıletısımım çokguclu şimdi benım bu saatten sonra 22 yasından sonra ne yapmama gerekli ,ayrıca akıcı konusmakta zorluk cekıyorm ve kelımelrı unutuyorum.Bu rahatsızgı öğrendıkten sonra sürekli sorguluyorm kendımı bana bu konuda cevap veririmisniz (3.kez yazıyorum)
Uğur
Bunu yazarken utanmam normaldir sanırım bizi anlamanız için bizim gibi olmanız gerek ama burda bütün arkadaşlara şunu söliye bilirim bu bi allah vergisi bizim cok daha zeki oldugumuz bi gerçek.Bu bilgiyi zamanında bu konuda destek aldıgım bi doktordan duymuştum [ilk okul] Bir çok fizikçi kimyacı ve bilim adamı hatta ve hatta ünlülerin bazıları Disleksi.Bana konulan teşhis akraba evliligi ve hamilelik döneminde annemin yetersiz beslenmesiymiş.Tabi şu anda bu sorunu aştıgım sölenemez Seda Yıldız gibi bende çok aktif bi cevrede yaşıyorum arkadaşlarımla ilişkilerimde sorun yok aksine cok daha iyi oldugum sölene bilir bir coğundan fakat okumada ki özürüm beni içten içe yiyor.Toplum içersinde bi parçayı yada şiiri okuycak gücü kendimde bulamıyorum ve sürekli kacıyorum buda benı üzüyor haliyle.Bende 21 yaşındayım ve üniversite okuyorum.Zamanında aldıgım özel eğitimin yeterli olmadıgına ve okuma sorununun devam ettigini görüyorum bu sorunu aşmak için real anlamda bi girişimim olmadı bu güne kadar bu ilk girişimim dene bilr malesef sanal bir ortam ne kadar başarılı olur orası tartışılır.Sizlerden talebim en azından bizleri yönlendire bilirsiniz.Selda bu kouda bi ilerleme kaydettiysen lütfen bana dön. unique1905ugur@hotmail.com
filiz gönülaçar
merhaba benim oğlumda 14 yaşında disleksi ve hiperaktivitesi var ilk okul ikinci sınıfta tanı konuldu o yıldan beri kimi duyduysam götürdüm dünya paralar döktüm çektiğimi anlatsam roman olur.Malesef bir çok yer bu olayın ticaretinde çözüm olan yok gibi allah yardımcımız olsun oğlum bu yıl liseye başlıyacak ne yapıcaz kara kara düşünüyorum çünkü oldukça geride .BU MEİLİMİ OKUYANLAR BİR ÖNERİLERİ VARSA LÜTFEN YAZSINLAR KENDİMİ ÇOK ÇARESİZ HİSSEDİYORUM BU TÜR SIKINTISI OLANLAR YAZIŞALIM MAİL ADRESİM filizgonulacar@hotmail.com
şahika ünsal
aile olarak durumu hala yadırgıyor bir öğretmen olarak çocuğumu daha başarılı görmek istiyordum.ancak durumu hala tam olarak kabullenebildiğimi söyleyemem.sadece anlamaya çalışıyorum.Bana yardımcı olursanız sevinirim anlaşılmaya ihtiyacım var.
senay
bu çocuklara devlet destek vermiyor.biz kendi imkanlarımızı zorluyoruz.birleşip fikir alışverişinde bulunup neler yapablirizi belirleyelim.
senay
mail adresim ablasenay@hotmail.com
Onur
ben onur 25 yasındayım, tekirağda oturuyorum. dikkat bozukluğu, dinleme ve okumada gucluk cekiyorum. bende olup olmadığını bilmiyorum ama bu konuda paylaşım yapabileceğim kişileri arıyorum. email adresim oaxp@aim.com saygılar
Cebrail
bende bir disleksili bireyim. bu konuda paylaşım için facebook grubu kurdum. katılmınızı beklerim... http://www.facebook.com/home.php#/group.php?gid=49939163095
songul
Merhaba Oğlum 10 yaşında ilkokul 1. sınıftan bu yana ilaç ve terapiyle tedavi görmekteyiz. Benim oğlumda da bu bulguların hepsi mevcut. Oğlum ilaçlı tedaviye malesef cevap vermedi. İlaçların yan etkisi oğlumu oldukça rahatsız etti. Çok uzun kullandığımız içinde tik ler başladı bırakmak zorunda kaldık. Oğlum kendi yaş grubuyla anlaşamıyor ancak kendisi gibi yada kendinden küçük olan çocuklarla daha çok anlaşıyor. Akademik alanda başarısız. Okuma süper ama anlama malesef yok. bi baş, bi son. Bizde genetik olduğu için annem ve bende. oğlumda da olma ihtimali kaçınılmazdı. bu sorunu yaşayan arkadaşlarla yaş hiç önemli değil fikir alışverişi yapmak için mail adresimi veriyorum. snglarslan@hotmail.com.
Yorum Ekle