Ana içeriğe git   Paylaşıma git
Sol tarafta yarım ay biçiminde latin alfabesiyle, aşağıda braille alfabesiyle Engelsiz Erişim yazısı ve ortada güneşin içinde uçan bir kuş...

Yakınlaş

     
Ara

Hepiniz Aynısınız!

Yorum ve Yazılar

YazarSevda Yılmaz

Tarih02.02.2008

Toplam okunma616

Değerli Engelsiz Erişim dostları, her birimiz bu kocamanevrende birbirimizden farklı ve kimi zamanda biraz aynı breyler olarak hayatımızı devam ettirtmeye çalışıyoruz. Aslında ben, bu dünyadaki her insanın birbirinden çok farklı olduğuna yürekten inananlardanım. Eminim birçoğunuzda böyle düşünüyorsunuzdur; ya da böyle olması için çaba gösteriyorsunuzdur en azindan kendiniz için. Biliyorum ki Birçok brey, yillar boyunca bu yaşam içinde özgün, benzersiz veya “sadece” yani tek olmak için, savaşır çevresindekiler ve hatta kendiyle çoğu kez. Hepimiz Hayatımızın çeşitli kesitlerinde mutlaka bu tür tek olabilme duygusunu yaşamısızdır ve bundan sonrada yaşamaya devam edeceğiz yüksek bir ihtimalle. Aslında bu durum, insan doğası için çok normal ve gerekli bir duygu onun varlığımı sürdürmesi için. Bu bezersizliği , farklılığı ve özgün olmayı kimimiz başaracağız kimimiz de sevaşmaya devam edeceğiz gücümüz yettiyince. Eğer bu durumu bazılarımız için diğer breylerden daha farklılaştıran, zorlaştıran ve çoğu kez kimliğimizden bile önde giden bir başka niteliğimiz yoksa tabi. Nemi? Evet bu farklı olabilme durumuyla savaşmak, eğer görünürde bir fiziksel sorununuz varsa ve bulunduğunuz çevrede sizinle aynı sorunu pylaşan başkaları da bulunuyorsa sizin için iş birazcık daha zorlaşabilir veya bu durumla mücadele etmek birazcık daha zaman alabilir. Örneğin: bir ortaokulda yada lisede sizin dışınızda birden fazla kör öğrenci varsa veya daha önce bulunmuşsa, size onunla ilgili yaşanmış iyi yada kötü deneyimler anlatılır bol bol hocalar tarafından. Sizi hiç de ilgilendirmediği halde dinlemek zorunda kalırsınız yinede. Ne bileyim işte ona nasıl bir sınav tekniği uygulandığından tutunda onun hiçte çalışkan olmadığını, yine onun kopya çektiğini yada sahip olduğu olağanüstü güçleri dinlemeye zorunlu bırakılırsınız. Günlük hayatımızda da biraz öyle değil mi? Çok basitçe: Biriyle karşıdan karşıya geçerken bile, mutlaka her birimiz mitleştirilmiş bir kör hikayesi dinlemeye marus bırakılmıyor muyuz? Bir başka değişle:, sokakta şarkı söyleyen bir grup köre veya para kazanmak için marketlere konulan kumbaralara para atan kimse çok kolayca size şunu diyebiliyor: “biliyor musun dün ben sizlerin kumbarasına para attım”. Belkide bu kişilerden bazıları, tüm körlerin koloni halinde yaşadığını ve akşam paraları aralarında kırışacaklarını bile düşünüyorlardır ne dersiniz ha? Düşünsenize sizinle tek ortak belkide körlük olan tüm adamları tanımanızı bekleyen bir toplumda yaşıyoruz. Bütün bunları neden mi yazdım arkadaşlar? Sadece hep birlikte biraz daha düşünelim diye. Ben yaklaşık birbuçuk yıldır bir kamu kuruluşunda rezervasyon ve telefonla satış bölümünde çalışıyorum ve burada başıma gelen traji-komik bir durumu sizinle paylaşmak için yazdım tüm bunları. Ha bu arada ben de bir körüm. Benim dışımda aynı bölümde yaklaşık on tane daha arkadaşım çalışıyor. Tabi Her departmanda olduğu gibi, bizim bölümde de bazı mutfak ve diğer tüm temizlik işleriyle ilgili görevlendirilmiş ve diğer çalışanlarla son derece içli-dışlı olan personeller bulunmakta. “Buradaki ilginçlik nerde?” diyeceksiniz biliyorum. Bir gün ben, kantinden çay almış yerime dönüyordum. Tam içeri girdiğimde, benimle her gördüğü yerde sık sık konuşan bir görevli dediki: “Özlem azıcık sağdan gel”. Neyse ben gülümseyerek sağa doğru yanaştım ve yürümeye devam ettim “nasılsın Erkan”dedim. Oda “ iyiyim Aslı ya sen?”. “aşk olsun Erkan dedim benim ismim Sevda değil mi?” Oda dedi ki: “ya ne olacak burada Aslı’da bir Özlem’de bir bizim için. hepiniz aynısınız işte”. Erkan sadece böyle düşünüp ve bunu doğal olarak dile getirenlerden biri sadece. Ya diğerleri? Çevremizdeki insanların sizinle ilgili ne çok ezbere kavramlar taşıdığına bir bakın inanamıyacaksınız. Enleri bilimsel olarak bir düşünün. Şimdiden duyar gibiyim bana ne ya bunlardan diyenleri”. Çünkü tahminediyorum ki, birçok görmeyen psikolojik olarak belki kendini rahatlatmak amacıyla , kendiside kendini başkalarından üstün tutarak ve bunlar benimle ilgili değil diyerek çekilmeyi daha uygun bulur veya kendini kandırır çoğu zaman. Sizler hangi uçta olmayı seçenlerdensiniz? Sizden ricam şu: daha önce sırf duydukları ve gördükleriyle sizinle ilgili çıkarımlarda bulunan insanları bir düşünün v inandığınız bu farklılığınızı objektif olarak analiz edin ve asıl bu noktada farklılık yakalayın. Yalnızca sahip olduğumuz niteliklerle algılandığımız ve değerlendirildiğimiz, kendimizdeki güçlü ve tüm zayıf yanlarımızın da farkında olduğumuz ve özgün breyler olabileceğimiz özgür zamanlar diliyorum.

Paylaş:

Google Plus LinkedIn

Yorumlar

Recep Yılmaz
"Hepiniz Aynısınız" başlıklı yazınızdan etkilenmedim değil. Konuyu fazla uzatmayacağım. Ben engellilerin zekâ açısından en az Tibet Platosu sakinleri kadar olduklarını düşünen biriyim. Acaba bana perspektif kazandırmak için iletişime geçer misiniz? Burası Kıbrıs, içinde olup tanımadan da pek bilemezsiniz. Geçen günlerde, Ortopedik Engelliler Derneği denen bir yere gittiğimde iki tekerlekli sandalyesi kullanıcısı dışında (çaktırmayalım biri de başkan) gelenlerden dikkat çeken bir kısmı için ne kadar küfretsem azdır ki bacak şov yapmaya gelmiş; teşhire bayılıyorlar. e-Posta: masterchief@mynet, rcp.ylmz@hotmail.com İyi akşamlar.
Yorum Ekle