Ana içeriğe git   Paylaşıma git
Sol tarafta yarım ay biçiminde latin alfabesiyle, aşağıda braille alfabesiyle Engelsiz Erişim yazısı ve ortada güneşin içinde uçan bir kuş...

Yakınlaş

     
Ara

Kaba Sözcükler İnce İnsanlar

Yorum ve Yazılar

YazarSelen Özel

Tarih19.01.2007

Toplam okunma819

Kaba Sözcükler İnce İnsanlar

 

     Geçenlerde sözcükler üzerinden sürdürülen bir tartışmanın içinde buluverdim kendimi. Konu görünüşte, görme duyusu bulunmayan insanlar için hangi sözcüğün kullanılmasının daha doğru olacağıydı.

     Üzerinde konuşulan sözcük hangisi?

     Kör...

     Karşımdaki:

     “Kör, çok kaba bir tabir... Bunun yerine daha ince, yumuşak, insancıl bir kelime kullanılmalı bence, görme engelli gibi...”

     Dil üzerine düşünmeye başlıyorum ister istemez. Aklıma ilk gelen soru:

     Sözcüğün kabası, incesi olur mu?

     Sözcükleri kullanım sonucu insanlar genişletiyor veya daraltıyor. Kuşkusuz bu kullanımları da o dönemin sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel koşulları etkiliyor. Öte yandan, insanların sözcükleri kullanırken içinde bulundukları psikoloji de bu kullanımda etkin rol oynuyor. Bu durumda sözcükle anlatılmak istenen konu, onun kullanılış amacına göre değişiyor. Örneğin, “eşek” sözcüğünü ele alalım. Yolda yük taşımakta olan bir eşeği göstererek: “eşek yük taşıyor” biçiminde kurulan bir tümce, sürmekte olan bir eylemi dile getirdiğinden herhangi bir tepkiyle karşılanmaz. Ancak kızdığınız birine öfkeyle: “sen eşeğin birisin!” dediğinizde tepkiyle karşılanırsınız. Bu tepki genelde aynı veya benzer söz/sözlerin size yönelmesi biçiminde olur. Ancak, hangi sözcük kullanılırsa kullanılsın, tepkinin olumsuz olacağı kesindir. Söylediğiniz söz karşınızdakinde hoş duygular uyandırmaz.

     Dikkat ettiniz mi? Verilen ilk örnek tümce hiçbir tepki yaratmazken, ikincisi söylendiği kişide yarattığı duygu dolayısıyla az veya çok olumsuz bir tepki alır. Oysa iki tümcede geçen sözcük aynı...

     Bu durumda tepkinin yöneldiği sözcük müdür?

     Hayır.

     Nedir peki?

     Sözcüğü kullanım biçimi... Daha da açıkçası, karşınızdaki insana bir hayvan türünü niteleyen sözcükle yaptığnız yakıştırma olumsuz karşılanır. 

     Gelelim köre...

     Türkçe’de kör, oldukça geniş anlamlar içeren bir sözcük. Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğü’nde bu sözcükle ilgili açıklamalar şöyle: “1. Görme engelli. 2. Keskinliği yeterli olmayan. 3. Az aydınlık veren. 4. Kötü. 5. mecaz- Arkası tıkalı olan veya ıslak. 6. mecaz- Olguları sezme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan. 7. mecaz- Duyarlılığını yitirmiş.”

     Görüldüğü üzere, genellikle olumsuz anlamlar içerecek biçimde kullanılmış bir sözcük kör. Görme duyusu bulunmayan kimse anlamına gelen ilk açıklama için de sözlükte Necati Cumalı’nın şu tümcesi örnek olarak gösteriliyor: “Körü körüne duygululuk sanatçıyı da körün değneğiyle yolunu araması gibi zavallı duruma düşürür.” Yazar kötü bir örnekle –aşağılayıcı da denebilir- anlatıyor sanatçıda körü körüne duygulu olma durumunu. Körün bastonla yolunu yoklaması, onu zavallı konumuna düşürmez.  Ancak yazarın yaşadığı dönemin özünde varolan sosyo-ekonomik yapı, körleri bugün olduğundan daha çok kısıtlamaktaydı. Teknolojik gelişmelerle kör ve az görenler sosyal, ekonomik, kültürel hayatta belirginleşmeye başladılar. Cumalı’nın yukarıdaki tümcesinde yer alan sözcük kör değil, görme engelli de olabilirdi. 

     Bu noktada, sorun üç harfli kör sözcüğünde mi?

     Kanımca hayır.

     Ancak eğer kör sözcüğünü görme yetisi bulunmayan bir insanı küçük düşürmek, küçümsemek, aşağılamak için kullanırsanız, o zaman sözcükte değil, ancak sizin düşüncenizde sorun var demektir. Bu bağlamda, terk edilmesi gereken sözcük olmaz, o sözcük aracılığıyla ortaya konan düşünce olur.

     Öte yandan, genelde durumu adlandırma konusunda bu denli “incelikli” davranan “ince” insanlar “yumuşak” sözcük kullanmakla ince davranmış olmadıklarının bilincine varmıyorlar. Örneğin, kör veya az gören bir kişinin eğitim veya iş yaşamındaki başarılarını, ağzı açık, gıptayla dinleyen kişiden çoğu kez şu sözleri duyarsınız: “Müthiş! Ben olsam asla yapamazdım.” Oysa olmamış ki nereden bilsin! Aynı kişi yarım saat sonra kör/az gören kişinin kahve veya çay içip içmeyeceğini yanındakine sorar bunun da ayrımcılığın bir başka görünüş biçimi olduğunu düşünmeden.

 

     Görme engelli dediğinizde sorun bitiyor mu?

     Acaba dünyaya egemen olan yoksulu daha yoksul, varsılı daha varsıl yapan bu engelleyici sistemi –çünkü böyle bir sistem sadece sakatları engellemez- evcilleştiremediğimiz için mi kullanıma göre anlam verdiğimiz sözcükleri evcilleştirmeye çalışıyoruz?

 

Selen Özel

12/01/2007

Paylaş:

Google Plus LinkedIn

Yorumlar

levent Açlan
evvela Selen arkadaşkelimelerin etimolojisinden başlayarak körlük, görme engellilik, yada diyer tüm kullanılış biçimleride dahil olmak üzere bu konuda kafa yoran insanların oldugunu bilmek benim açımdan çok önemli. zira günümüz dünyasında insanların felsefeden gitgide uzaklaşan yönelimleri şüphesiz eylemlerinde de farkındalıklarının azalmasına ve yapılan eylemlerin kısır anlayışlar ve dar dilin yetersiz imkanlarıda göz önünde tutuldugunda, durumun neden post modern olarak nitelenebileceğini ortaya koyması noktasında kanatimce manedardır. ben yazındaki eleştirileri baz alarak şu soruyu sesli olarak sormak istiyorum. şayet bize takılan bir arkadaşımız önümüze çıkıp bizim ona çarpmamıza neden olmuş ve bize son derece içten ve tebessümle, körmüsün be kardeşim diye takıldığı bir durum düşünelim. birde okulda sorumsuz bir eğiticinin kendi ne yapacağını bilemezliginden kaynaklı bir ruh hali içerisindeyken, şöyle dediğini düşünelim... görme engelliysen görme engellisin! ben sana tahtadaki şekli nasıl anlatayım? işte seninde yazında belirtmene rağmen neden yazının başında görme engelli denmesini tercih etmişken, yazının son bölümlerinde sorunun niyet noktasından biçimleneceğini vurgulamak ihtiyacı duydun? kısacası: sorun niyetse kör yahut görme engelli,denmesinin biçimin dışında sonuç itibariyle farkı ne anlam taşır? şayet sorun sistemin oluşturdugu dilin kaypaklığından ileri geliyorsa o halde niyet ne anlam ifade edicek? ben tekrar bu konuda yazarak, konuyu kısır, ve formal bir noktadan sorunun derinliklerini yoklayan ve farklı bir bakış açısıyla ele aldıgınız için şahsım adına teşekkür ederim.
levent açlan
selen arkadaş, bir önceki okumamda küçük bir noktayı gözden kaçırmışım. sen tartışmada karşındakinin sözlerini aktarırken, ben o sözlere senin ev sahipliği yaptığın yalnış anlamasına düştüm. yani sözün özü fikirne katılıyorum. eşşeğe altın semer vursan nasılki eşek eşekse. altınıda çamura atsanda altın kalır.
Yorum Ekle